AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Salon

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Diana Swennie Rosenbaum
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 2028
Gerçek İsim : Ayşin.
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Duyguları ile hareket etmesi.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Salon   Ptsi Ağus. 31, 2009 10:42 am




Rp İn...



*Yaşasın Aykut.*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://godricshollow.nforum.biz
Diana Swennie Rosenbaum
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 2028
Gerçek İsim : Ayşin.
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Duyguları ile hareket etmesi.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Paz Ekim 11, 2009 1:21 pm

Beyaz koltuklardan birinde oturmuş, düşünüyordum. Elyssa evde değildi. Televizyon dedikleri alet çalışıyordu, ama ona bakmıyordum. Beni pek açmıyordu açıkcası. Mutfağa gidip kendime kahve hazırlamaya karar verdim. Kaymak biramız kalmamıştı, bununla idare edecektim. Kahveyi hazırlarken kapı çaldı. "Elyssa olmalı." diye düşünerek kapıyı açtım. Ama Elyssa değildi, "Diana!" dedi neşeli bir gülümsemeyle. Elais*ti bu! "Elais!" dedim heyecanla ve hemen ona sarıldım. "Seni o kadar özlemişim ki." diye eklemeyi de ihmal etmedim.
Yanımıza birinin geldiğini farkettim. Biraz uzun, kumral saçları vardı. Bu saç modelinin çok hoşuma gitmesine rağmen kimseye bu kadar yakıştığını görmemiştim daha önce. Hele mavi gözlerindeki sıcaklık, kalbimin hızla çarpmasına yetmişti.
Göz göze geldiğimiz süre, çok uzun gelmişti ama bitmesini hiç istememiştim. Sonra aklıma onları kapıda beklettiğim geldi. Ayrıca kendimi tanıtmayı da unutmuştum. Kahretsin, ne kadar kabaydım!
"Ah, afedersin, kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Diana." dedim en tatlı gülümsememi yüzüme yerleştirerek. Aynı anda o da kendini tanıtmayı unuttuğunu hatırlamış olmalıydı.



*Yaşasın Aykut.*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://godricshollow.nforum.biz
Daniel Jose Monleón
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 42
Sihirsel Soy : Melez
En Belirgin Özellik : Kendi halinde.
Rpg Puanı :
96 / 10096 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Paz Ekim 18, 2009 2:47 pm

-Bende Ares. dedim.
Büyücülerin bu kadar sıcakkanlı ve sevecen olduğu aklıma gelmemişti hiç. Ama ben kendimi bir soru ile meşgul ediyordum. Daha önce görmüştüm sanki onu. Bana profesör formalarını getiren kişi olmalıydı. Çünkü çok benziyorlardı. O gün hiç konuşmadan bana sadece gülümsemişti. Şimdi ise onunla tanışıyordum. Pek ilgilenmiyormuş gibi yapıyordum. Neden bilmiyorum. Ama ona bakmadan da olmuyordu sanki. Elais ise hemen bir koltuğa yerleşmişti. Yakın arkadaş olmalılardı. Yoksa Elais bu kadar rahat davranmazdı başka birilerinin evinde. Diana o tatlı gülümsemesiyle:
-Bir şeyler içer misiniz? diye sordu.
Elais:
-Yok sağ ol tatlım. dedi.
Ben ise yine afallamıştım sanki. Hiçbir soruya cevap veremiyordum. Güçlükle bir kelimeyi çıkarabilmiştim ağızımdan:
-Hayır.
Diana bizimle birlikte oturuyordu. Elais sürekli konuşuyordu. Her zaman ki haliydi. Diana'da onunla konuşuyordu. Ben ise onları öyle izliyordum. Kendimi çok yabancı hissediyordum. Kocaman evde yalnız başımaydım sanki. Etrafa bakıyordum. Hiç saat yoktu. Büyücülerin yaşantılarını anlamak daha zor gibiydi benim için. Ben böyle düşüncelere dalmışken Diana benimle konuşmak istediğini vurgularcasına:
-Bu zamana kadar gerçekten Muggle'lar ile mi yaşadın?
-Evet. Herkes bunu ilginç bulur. Sanırım sende ilginç buldun.
-Yok hayır. Yanlış anlama ben Muggle'ların yaşantılarını merak etmişimdir hep. Pek Muggle tanımadım.
-Safkansındır o zaman.
-Evet öyleyim.
-Safkanlar genelde Muggle'ları merak etmezler. Onları küçümsemeyi tercih ederler.
-Bende böyleyim işte. dedi ve güldü.
Diana ile çok iyi anlaşmıştık. Çok tatlı, sevecen, konuşkan, güzel ve esprili biriydi. Büyücülerden böylesine iyi biri olduğunu bilseydim çok daha önceden gelebilirdim diye düşünüyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Diana Swennie Rosenbaum
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 2028
Gerçek İsim : Ayşin.
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Duyguları ile hareket etmesi.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Paz Ekim 18, 2009 3:13 pm

"Bende Ares." dedi. Soğuk ve umursamazdı tavırları. Bakışlarındaki sıcaklığa karşın içimi dondurmuştu bu tavrı. Daha önce formalarını ve ders gereçlerini götürdüğüm Muggle Bilimleri Profesörüydü. O zamanki tavırlarını sürdürüyordu. Elais hemen bir koltuğa oturdu.
"Bir şeyler içer misiniz?" diye sordum. Ares afallamıştı, ama hala buz gibi soğuk. "Yok sağ ol tatlım." dedi Elais tüm sevecenliğiyle. Ortamdaki soğukluğu hissetmiş gibiydi. Ares, istifini bozmadı, sadece "Hayır." dedi. Kabalığın da bu kadarı! Ares*e sırtımı sertçe dönüp Elais*in karşısına oturdum. Elais sürekli konuşuyordu her zamanki gibi. Biz Elais*le sürekli konuşurken Ares*i unuttuğumuz geldi aklıma. Her ne kadar sinirlensem de bir kez daha konuşma girişiminde bulundum.
"Bu zamana kadar gerçekten mugglelar ile mi yaşadın?" Bunu merak ediyordum cidden. Mugglelar bana hep ilginç gelmişti. Bana çok uzak bir kültürdü. Safkan olduğum için pek muggle tanımamıştım. "Evet. Herkes bunu ilginç bulur. Sanırım sende ilginç buldun." dedi Ares. İlginç bulunmak hoşuna gider miydi acaba? "Yok hayır. Yanlış anlama ben Muggle'ların yaşantılarını merak etmişimdir hep. Pek Muggle tanımadım." Tamam, yalan söylemiştim. Aslında bu bana acayip ilginç gelmişti. "Safkansındır o zaman." dedi. Safkanlara karşı önyargıdan nefret ediyordum! Acaba Ares*e karşı önyargılı mıydım? Önyargımı yenmeliydim. "Evet öyleyim." diye cevap verdim. Kahretsin! Neden hiç mugglelarla tanışmamıştım ki. "Safkanlar genelde Muggle'ları merak etmezler. Onları küçümsemeyi tercih ederler." dedi. Önyargımı bir kenara bıraktım. "Bende böyleyim işte." dedim ve güldüm. Cevabı açık uçlu bırakmıştım ki beni nasıl gördüğünü öğrenebileyim. Gözlerinin içine baktım. Harika! Benim hakkımda harika şeyler düşünüyordu. Oysa ben ne düşündüğümü bilmiyordum. Acaba olabilir miydi? Chuck*tan sonra...
O sırada mutfaktan şapırtılar gelmeye başladı. Kahveyi unuttuğum geldi aklıma. "Kahretsin! Kahveyi ocakta unuttum." dedim. Sihirsiz yaşamdan nefret ediyordum ama kahveyi de sihirle yapamazdım ya! Hemen mutfağa koştum. Elais ve Ares de peşimden geldi. Ares*in karşısında böyle bir durumda olmak isteyeceğim en son şeylerden biriydi. Elais kıkırdamaya başlamıştı bile. Ona ölümcül bir bakış atmam üzerine sustu. O sırada halıdaki kahve dökülmüş bir yere bastım. Tam düşüyordum ki...



*Yaşasın Aykut.*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://godricshollow.nforum.biz
Daniel Jose Monleón
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 42
Sihirsel Soy : Melez
En Belirgin Özellik : Kendi halinde.
Rpg Puanı :
96 / 10096 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Paz Ekim 18, 2009 3:27 pm

Diana halıdaki kahve dökülmüş bir yere bastı ve kaydı. Tam düşüyordu ki onu tuttum. Ne yapıyordum ben. Bir an için onun düşmesine üzüleceğimi düşündüm. Böyle bir şeyi yapmam gerekti. Her şey saniyeler içinde oluştu. Diana'da onu düşmekten kurtardığım için çok mutluydu sanki. Ya da sadece ben kurtardığım içindi. Elais kendinden memnun ve emin bir şekildeydi. O an hiçbir şey düşünemiyordum. Diana'dan başka. Çünkü hiçbir şey gelmiyordu aklıma. Diana ile sadece bakışıyorduk. Hiç konuşmadan öylece. Sanki etraf kararmıştı. Sadece bir ışık üzerimizdeydi. Başka hiç kimse yoktu. Sadece Diana ve ben vardık. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi sanki. Çok heyecanlanmıştım. Diana'nında bakışlarından aynı durumda olduğunu anlayabiliyordum. Artık dünya ve Muggle'lar umurumda değildi sanki. Ancak kendimi toparlamam lazımdı. Birine aşık olmak istemiyordum. Birine aşırı derecede bağlanıp sonra hayal kırıklığına uğramak istemiyordum. Kendimi toparladım. Yine her şey eski haline dönmüştü. Elais etrafta yoktu. Harika bir bahaneydi bu. Derin iç çektim.
-Elais. Elais yok evet.
-Evet Elais'i bul sen.
-Evet Elais'i bulayım.
Salona gittim. Elais koltukta kahkahalarla gülüyordu. Anlamıştı bir şeyler olduğunu. Şimdi bunların üzerine birde Elais ile kavga etmek bana yorucu geliyordu. Fakat Elais ile kavga etmek bir hobiydi benim için.
-Komik olan nedir?
-Siz!
-Biz kim? Bak şu gülmeni kes hemen!
-Ama tutamıyorum kendimi. Sen Dii'ye aşık mı oldun yoksa?
-Hayır canım. Ne alakası var. Hem olursam ne olur?
-Hiiç.
-Ben senin Cris'e karışıyor muyum?
Elais hemen gülmeyi kesti ve ciddi bir hal aldı. Ayağa kalktı ve ellerini beline koydu.
-Kapat çeneni!
İşte Elais! Normal haline döndü. Bundan kurtulduk. Ancak Diana ortalıklarda yoktu. Sanırım utanıyordu. Bende utanıyordum. Kaçacak delik arıyordum sanki. Derin düşüncelerle dolmuştum. Acaba Diana ne düşünüyordu?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Diana Swennie Rosenbaum
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 2028
Gerçek İsim : Ayşin.
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Duyguları ile hareket etmesi.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Perş. Ekim 22, 2009 2:43 pm

Ares birden beni tuttu. Sevincimi gizleyemiyordum sanki. Bilemiyordum, kahveye bulanmaktan kurtulduğum için mi, yoksa beni kurtaran kişiden dolayı mıydı? Belki de bilmek istemiyordum. O an kimse umrumda değildi! Çok mutluydum. Yıllar sonra ilk kez kanatlanıyordu kalbim. Tarif edilemez duygular denizinde ıslanmıştım yeniden. Gözlerim sadece Ares*i görüyordu. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Uzun zamandır bu duyguları hissetmiyordum. Aklım bu kadar karışmamıştı bir süredir. Ama bu olmamalıydı. Aynı hayal kırıklığını bir daha yaşayabilir miydim? Hem dahası, bu duygular karşılıklı mıydı, yoksa kuruntudan ibaret miydi düşündüklerim? Hadi ama, ben bir zihinfendarım, ama neden izin veremiyordum kendime? Belki göreceklerimden korktuğum için. "Elais. Elais yok evet." dedi. Derin bir iç çekti. Sonra kendine geldi. Oysa ben hiç istememiştim bitmesini. "Evet, Elais*i bul sen dedim." Aşırı derecede afallamıştım. "Evet, Elais*i bulayım." dedi. O da afallamıştı belli ki. Salona gitti, ben de gidecektim. Ancak Elais*le tartıştıklarını duydum. "Komik olan nedir?" dedi sinirli bir sesle. "Siz!" dedi Elais, soluk soluğaydı. Gülüyordu hala. "Biz kim? Bak şu gülmeni kes hemen!" dedi sinirli bir sesle Ares. "Ama tutamıyorum kendimi. Sen Dii*ye aşık mı oldun yoksa?" dedi Elais. Kalbim durdu duracak! "Hayır canım. Ne alakası var. Hem olursam n'olur?" dedi Ares ters bir biçimde. Söyledikleri ile sesindeki tezat oldukça barizdi. "Hiiç." dedi Elais dalga geçer gibi. "Ben senin Cris*ine karışıyor muyum?" Ares*in bunu söylemesiyle Elais sinirli bir biçimde "Kapat çeneni!" dedi. Cris mi? O da kimdi? Elais hiç bahsetmemişti. Sustular, ortaya çıkma zamanım gelmişti.Ama ilk önce yere dökülen kahveyi temizlemem gerekirdi: "Akla pakla." Temizlenmişti bile, derin bir nefes alıp içeriye girdim. Ares*e çabucak göz attım. Bana bakmıyordu. Hoş, ben de bakamayacak kadar utanıyordum. İçeri girdiğimde Elais gayet ciddi bakıyordu, kaşları çatıktı.



*Yaşasın Aykut.*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://godricshollow.nforum.biz
Elyssa Lizzié Raymond
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 1507
Gerçek İsim : Şeyma.
Sihirsel Soy : Melez
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Perş. Ekim 22, 2009 4:42 pm

"Ahhh artık eve varamayacakmıyım! "
Tam iki aydır evimden uzaktayım ve o dağınık odamı o kadar çok özledim ki... Bir büyüyü araştırmak üzere Paris*e gitmiştim. Yeni büyüler üretme gibi bir yeteneğim olduğundan böyle şeylerde hep ben görevlendirilirdim. Hoş ! ben büyücüler için birşeyler yapmaktan hoşnuttum ama iki ay çalışmak da yorucu oldu doğrusu. Kulaklığı kulağımdan çıkardım. Dinlediğim caz müzik havanın sıcaklığında beni baymış olmalıydı.Terlemiştim hem de çok. Yolda yürürken topuklu ayakkabımın düzenli sesi sanki bir ritim tutuyordu . " Tak - tak- tak ... " Kırmızı askılı ve üzerime tam oturan kısa ve yırtmaçlı bir elbise giymiştim. Siyah topuklu bir ayakkabı ve bir topuzla tamamlamıştım şıklığımı . Son zamanlarda kendime bakar olmuştum neden bilmiyorum. Belki de nedeni şu anda olduğu şeydir ...Yolda yürürken tüm gözler üzerime çevriliyordu. Herkes ne kadar güzel olduğumu belirten sözlerde bulunuyordu. Hatta bayanlar bile dönüp dönüp tekrar bakıyordu. Ama eskiden altıma bir pantolon çeker ve üzerime de bir t-shirt giyer çıkardım dışarı. Sanki şeker kızlık çizgisinden sexy bir hatun kademesine yükselmiştim. Yalnızlıktan sıkılmıştım doğrusu ... Uzun zaman olmuştu Nate*den ayrılalı. Ondan sonra hayatıma hiçbir erkeği sokmamıştım. Hiçkimseyi onun kadar iyi bulmamıştım. O beni terkedip gittikten sonra kendimi çok salmış olmalıyım. Ama şimdi onu hala düşünecek kadar aptal aşık değildim ! O benim sevgimi hak etmemişti. Umarım hayatıma beni gerçekten seven biri girer ...

Yarım saat sonra ;

Sonunda evimi görmüştüm. İşte benim pıtırcık yuvam. Seviyorum burayı ... Koşar adımlarla kapının önüne geldim ve hemen çantamdan anahtarı çıkarıp kapıyı açtım . Evimin mis parfüm kokusu hemen burnuma ulaştmıştı.
Merdivenlere yöneldim ve ;
"Dii , hey Dii ben geldim . Nerdesinnn ? "
Söylene söylene salonun kapısının önüne geldim. Ne yanlış görüyor olmalıydım değil mi ? Tam karşımdaki koltukta oturan uzun kestane rengi saçları , masmavi gözleri olan kaslı ve uzun boylu bir adam duruyordu.
"Heyyy ! Bir sevgilin olduğunu bana söyleyebilirdin Dii. Aman Tanrım iyi seçim yapmışsın çok yakışıklıymış. " dedim. Ama karşımdaki adam bana ne olduğunu anlamamış bir şekilde bakıyordu. Sonra gözlerini benden kaçırıp başka bir yöne baktı Onun baktığı yöne bende baktım. Bu Elais * ti. Şaşkınlıkla ;
"Yoksa senin mi sevgilindi üzgünüm." dedim. Elais de gülerek ; "AH gel bi önce sana sarılayım. Çok özlemişim Ely seni ! '' dedi ve sıkıca sarıldı bana.
"Biri bana neler olduğunu söyleyebilir mi?



Tanrı Eda'yı kutsal suyla yıkayıp duruyor.


En son Elyssa Lizzié Raymond tarafından C.tesi Ekim 24, 2009 10:01 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://godricshollow.nforum.biz/forum.htm
Elais Anja Brennt
-


Mesaj Sayısı : 841
Rpg Puanı :
0 / 1000 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Perş. Ekim 22, 2009 7:37 pm

"Ah gel bi önce sana sarılayım. Çok özlemişim Ely seni !'' diyerek Ely'e sarılmıştım. O da beni özlemiş olacaktı ki bana sıkı sıkı sarılmıştı. Sonra yüz yüze geldik "Biri bana neler olduğunu söyleyebilir mi?" dedi. Bende dedikodu yapacak birilerini aradığımdan dolayı"Fırsat bu fırsat" dedim içimden. Ama önce Ares'i tanıştırmam lazımdı. "Ely bak bu kardeşim Ares."işte o an sanki Ely yerin dibine girmişti. Çünkü önceden "Yoksa senin mi sevgilindi üzgünüm."demişti. Bu sözü aklına gelmiş olmalıydı. Kekeleyerek cevap verebilmişti."K-kardeş mi?" Ben bunu anlayışla karşılayabilirdim. Fakat Ares'in yüzü son derece asıktı. Ona bir şey demeye ben bile korkuyordum. Ama Ares kendini çabuk toparlayan biriydi. "Memnun oldum." dedi. Yapmacık bir gülümsemesi vardı. Ely hiçbir şey demeden Dii'nin yanına gitti. Ares ise yüzünü yine buruşturmuştu. "Bence buradan gidelim!" dedi bana. Ancak ben biraz daha kalmak istiyordum. Tüm aksilikler üst üste gelmişti. Hem de daha ilk tanışmada. Bu kadar kötü bir gün olacağını bilseydim Ares'i çevre yapsın diye hiç getirmezdim. Bir de iyi yanından düşünüyorum. Dii ve Ares? Aslında bu konuyu sadece onlara bıraksam iyi olacaktı. Ares sürekli bana oturduğu yerden pis pis bakıyordu. İlk defa ona bir şey demekten bu kadar çok korkuyordum. Zaten beni Cris meselesinde yeteri kadar sinirlendirmeyi başarmıştı. Cris'ten ona ne? O benim sadece uçakta tanıştığım bir arkadaşım o kadar. Tamam aslında iyi biri. Aslında çok iyi biri. Ama bunların bir önemi yok. Şimdi önemli olan kardeşim ve Dii meselesi. Bu iki şaşkın acaba bu konuda ne yapacaklar?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Diana Swennie Rosenbaum
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 2028
Gerçek İsim : Ayşin.
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Duyguları ile hareket etmesi.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Geri: Salon   Cuma Ekim 23, 2009 2:35 pm

"Heyyy ! Bir sevgilin olduğunu bana söyleyebilirdin Dii. Aman Tanrım iyi seçim yapmışsın çok yakışıklıymış."
Ely! Ely gelmişti. Vay canına! Benim şirin Ely*m taş gibi olmuştu. Kırmızı, askılı üzerine tam olan yırtmaçlı bir elbise giymişti. Siyah topuklu ayakkabılar giymişti. Siyahın asaleti Ely*ninki ile birleşince inanılmaz olmuştu. Saçını da topuz yapmıştı, Ely*ye topuzun bu kadar yakıştığını kim bilebilirdi ki? Şaşkınlıktan kımıldıyamıyordum, Ares*e göz ucuyla baktım. Ne olduğunu anlamamış gibi bakıyordu, sonra gözleri Elais*e kaydı. Elyssa Elais*e dönerek şaşkınlıkla "Yoksa senin mi sevgilindi, üzgünüm." dedi. Elais, ortalığı yatıştırmak istercesine "Ah, gel bi' önce sana sarılayım. Çok özlemişim Ely seni!" dedi ve sıkıca sarıldı Ely*ye. Ely, olaylara hala anlam verememişti ki, "Biri bana neler olduğunu söyleyebilir mi?" dedi. Elais, ilk önce Ares*i tanıştırmayı yeğlemişti. "Ely, bak bu kardeşim Ares." dediği anda Ely kızarmaya başladı. "K-kardeş mi?" dedi kekeleyerek. O sırada Ares huysuz huysuz bakıyordu ve belli ki bu ne benim, ne de Elais*in hoşuna gitmişti. Kendini çabucak toparlayıp "Memnun oldum." dedi. Gülümsüyordu ama yapmacık olduğu çok belliydi. Ely hiç bir şey demeden benim yanıma gelince iyice buruşturdu yüzünü. Kısık bir sesle "Bence buradan gidelim." dedi, duymuştum ve alınmıştım açıkcası. Oysa Elais*in gitmeye niyeti yok gibiydi. Yüzümü buruşturdum, Ely bunu kendine yaptığımı sanıp durakladı. Gidip boynuna atladım hemen. Kulağıma "Hey, neler oluyor?" diye fısıldadı. "Sonra anlatırım tatlım." diye cevap verdim ben de.



*Yaşasın Aykut.*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://godricshollow.nforum.biz
 
Salon
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Dünya Şehirleri :: Roma :: Raymond & Rosenbaum Malikanesi-
Buraya geçin: