AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 K.Duke Venom

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Konrad Duke Venom
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 63
Gerçek İsim : Atakan Altın
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Egoist, yenilgiyi kabul etmeyen, hırslı.
Rpg Puanı :
80 / 10080 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: K.Duke Venom   Çarş. Haz. 08, 2011 3:17 pm

“Günaydın aşkım.” dedi Zac yatakta yanında yatan karısına. Ve yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Karısı iki mıymıylık etti ama sonunda doğruldu yatağında. “Günaydın bebeğim.” diyerek sarıldı Zac'e. “Seni seviyorum.” . “Bende seni seviyorum, hemde söyleyebildiğimden daha çok” dedi Zac.

Zac ve Amy, 2 ay önce evlenmişlerdi ve birbirlerini deli gibi
seviyorlardı.Yani çiçeği burnunda damat ve gelin. Zac çocuk istiyordu
fakat Amy buna pek hazır değildi. Adam her gece karısına sulanırdı fakat
Amy'in ağzından hep şu cümle çıkardı. “Olmaz bebeğim, şimdi o güzel kıçını yatağa at ve uyu.” Zac bütün gece uyumazdı. Sabaha kadar hayaller kurardı. Çocuk hayalleri. Zac, Amy ve olacak çocuklarının hayali. Mutlu bir aile tablosu oluştururdu her gece kafasının içinde. Duygulandığı olurdu
bazen, gözünden damla damla akan yaşlar yanağından süzülüp dudaklarına
kadar inerdi. Sessizce ağlardı, Amy duymasın diye. Gerçi Amy'in uykusu
çok ağırdı. Zaten Zac'in uyumamasının bir nedeni de buydu. Eve bekçilik
yapıyordu bir nevi. Amy'e ve eve bir şey olsun istemiyordu. Bu yüzden
sabah işte gözleri kayardı. Patronundan birkaç kez uyarı almıştı zaten
daha fazla uyarı alıp kutusu elinde kıçına tekmeyi yemek istemiyordu.

Zac bahçeye çıktı temiz hava almak için ve başını sağa-yukarı döndürdüğü
anda çatlak komşusu Lian Timperley'i gördü penceresinde dürbünle Zac-Amy
çiftinin yatak odasını röntgenlerken. Zac sinirli bir şekilde “Hey! Ne yapıyorsun lanet herif?” diye bağırdı. Adam dürbünüyle sakin bir şekilde aşağıya Zac'e baktı. Gevrek bir ses tonuyla “Hiç, gökyüzüne bakıyorum evlat. Görüyorumda yıldız gibisin, bütün gece uyumuyorsun.” Ardından da ses tonu kadar iğrenç bir kahkaha attı. Sarışın adam Lian'ın evine doğru hareketlendi, suratı kıpkırmızıydı. “Bak.” dedi. “Zaten sinirim tepemde, beni katil etme!” Çatlak Lian yine iğrenç bir kahkaha attı. “Merak
etme evlat, sinirinin neden tepende olduğunu biliyorum. Bir gün sen
işteyken Amy'le gidip bi konuşayımda sana bir gece versin.” Zac
donmuş kalmıştı. Aklı karışmıştı. Boş gözlerle adama bakıyordu. Lian
kendisine gelen bakışlardan korkmuş olacağından hemen içeri girdi. Zac
boş gözlerle etrafa biraz daha bakındıktan sonra yavaş yavaş eve doğru
yöneldi. Zac'in başına çok fena bir ağrı girmişti şimdi. Sanki kafasının
içinde filler güreşiyordu. Titriyordu. Çok kötü bir biçimde titriyordu.
Hemen ılık bir duş almak üzere banyoya gitti.

Zac duştan çıkmıştı, ama içerisi cehennem gibiydi. İçerideki yoğun su buharından göz gözü görmüyordu. Ama Zac hala üşüdüğünü hissediyordu. Ve kafasındaki
o sesler... “Bir gün sen işteyken Amy'le gidip bi konuşayımda sana bir
gece versin.” Haklıydı. Bunların hepsi Amy'in suçuydu. Eğer bir gece
razı olabilseydi şuan bunlar olmayacaktı. Amy'e içinden binlerce küfür
etti. Canı içecek istiyordu. Mutfağa gitmeye üşendi. Yavaş yavaş yatak
odasına doğru sallanmaya başladı ama hala derisi soğuktu. Yatak odasının
kapısını açtı, Amy tekrardan uykuya dalmıştı. Mışıl mışıl uyuyordu. Zac
Amy'in yanına gitti. “Aşkım.” Uyandırmaya çalışıyordu. Bir iki denemeden sonra Amy doğruldu. “Efendim birtanem?” dedi uykulu gözlerle. Zac büyük bir hırsla karısına sarıldı. “Aşkım, sarıl bana. Seni seviyorum” dedi. Amy şaşırmıştı ama o da sarıldı sonra. Zac kadının boyununu öpüyordu. Amy gözleri kapalı kocasına sarılırken birden bire gözleri kocaman açıldı. Çığlık atıyordu. Zac onu yatağa attıktan sonra son kez bir baktı çok sevdiği karısına. Amy'de ona bakıyordu. Masmavi gözleri kocaman açılmış, ağzı da aynı şekildeydi. Yatak örtüsü berbat olmuştu. Çünkü Amy'in boynundan yatağa oluk oluk kan akıyordu.

Ertesi sabah FBI, Zac-Amy Mundy çiftinin evindeydi. Evin etrafı -sokak dahil- şeritle kapatılmıştı ayrıca sürüsüyle polis etten duvar örmüştü sokakta. Trafik kapatılmıştı. FBI uzman dedektif Andy McRoward suç mahalli eve doğru yaklaştı. Yerler çamurdu. Evin bahçesindeki ayak izlerini
farketti. Evin kapısının önünden güneye doğru gelen bir çift ayak izleri
birden doğuya doğru yöneliyordu. McRoward ayak izlerine dikkatli bir
biçimde baktı. Aşağı yukarı 46 numara bir spor ayakkabısının izine
benziyordu. Doğuya yönelen ayak izinden sonra sağ ayak izi biraz daha
uzak bir mesafede gözüküyordu. “Demekki şüpheli burda ayağını açmış.”
diye düşündü. Devam etti. Uzağa atılmış sağ ayak izinin yanında diğer
ayağın izi vardı. Ayak izleri yavaş yavaş ön kapıya doğru gidiyordu.

McRoward, FBI ajanı Alan Pobrus ve 2 polis memuru eve girdiler. Girdikleri anda yoğun ceset kokusu burun kıllarını titreştirip beyinlerine ulaştığında
hepsi aynı anda irkildi. Ayrıca evin içi sıcaktı. McRoward ve Pobrus
banyoya doğru yanaştılar. İçerisi gerçekten çok sıcaktı. Şofbenin
derecesi maksimumdaydı. Buraya kim girmişse kendini duş alırken yakmayı
düşünüyordu heralde diye düşündü ikiside. O anda evin içinden ses
duyuldu. “Ceset bulundu.” Dedektif ve Pobrus sesin geldiği yöne doğru hızlı hızlı yürümeye başladılar. Yatak odasındaki görüntü korkunçtu. Amy Mundy yatakta parçalanmış bir biçimdeydi. Boynundan akan kanlar kurumuştu. Kadının sağlam olarak sayılabileceği organı sadece kafasıydı. Vücudunun geri kalanı parçalanmıştı, sanki yenmişti. İç organları dışarıdaydı. Ciğerleri
pörtlemişti sanki. Bağırsakları karnından sanki yılan gibi dışarı
fışkırmıştı. Gözleri boş boş tavana bakıyordu. Ağzı öyle bir açıktı ki
kuş gelse yuva yapardı.

McRoward cesedi dikkatlice inceledi. Her tarafını süzdü geçirdi. Sonra Pobrus'a dönüp, “Eğer dünyada bir insanı yatağında yakalayıp parçalayabilen, ormandan kaçmış deli bir ayı yoksa, bunun üzerinde baya düşünmemiz lazım.” dedi. Alan Pobrus gülerek “Belki sahibine isyan eden bir sirk ayısıdır.” dedi. Dedektif gözlüğünün üstünden Pobrus'a gülümseyerek “Şakacı” dedi. “Of, bu lanet cesedin önünde daha fazla durmak istemiyorum. Hadi Andy, dışarıya çıkalım.” dedi Pobrus.

Dışarda polis memurları bir adamı tutmuş, konuşturmaya çalışıyorlardı. Pobrus ve McRoward olay yerine gelice polis memuru Dan “Bu şahıs şu yan binada oturuyor. Kendisinin görgü tanığı olmadığını söylüyor-”. “Çünkü öyle değilim!” diye bağırdı adam. “Daha evime yeni geliyorum. Dün öğlen anneme gittim. Hastaydı kadın.” dedi ve Dan'e pis bir bakış attı. Pobrus rozetini adam gösterdi. “Adın ne?” “Lian Timperley” dedi adam aniden. Ne büyük yalancı! Tanrım. Aslında adam zeki. FBI'a dün gece onların yatak odasını röntgenliyordum, sonra Zac geldi bana söylendi, içeriye gitti. Sonra bir çığlık sesi duydum diyemezdi. Haneye taciz olayından karakollara düşmek istemiyordu. McRoward birden girişti. “Kapıdan çıkan ayak izleri giderek sizin eve bakıyor, ne iş?” yaptı gözünü kırparak. Lian aniden “Ben nerden bileyim be! Burada değildim diyorum size!” dedi büyük bir hırsla. Pobrus “Düzgün konuş, yoksa parlak poponda 48 numara kunduranın ayak iziyle dolaşmak zorunda kalırsın.” Sakinleşmek için biraz nefes alıp verme işlemini başarıyla gerçekleştirdikten sonra “Tamam salın ineği çayıra” dedi. Ardından büyük megafonu eline alıp “Hanımlar, tamamdır. Burdaki işimiz bugünlük bitti. Birazdan cesedi almaya gelecekler.” Mırıldandı. “Cesedin neresini alacaklarsa artık. Kadıncağızın kıçıyla başını toplayıp gidecekler.” Devam etti konuşmaya. “Dağılabiliriz.”

2 dakika sonra ortalık boşalmıştı. Sadece 2 adam kalmıştı boş caddede. McRoward ve Pobrus. “Ne dersin dostum, şimdi bi bara akıp kafaları çekelim mi?” dedi Pobrus. McRoward dudak büktü. “Hadi ama Mike, eğleniriz işte. Hem bi iki kız bulur evcilik oynarız ha?” Pobrus kaşlarını kaldırmış, pişmiş kelle gibi sırıtıyordu. Esmer suratının alt tarafındaki inci gibi dişler asker gibi dizilmişti. “İyi peki. Azıtmak yok ama.”dedi McRoward. O anda bir rüzgar esti. Şimdi yaprak dahi kımıldamıyordu. McRoward verdiği nefesi görebiliyordu. Pobrus az ilerdeydi ama hareketsiz duruyordu. McRoward “Hadi dostum kaldır kıçını-” Pobrus'un siyah kafası aniden büyük bir hızla sağa döndü. Tabi çatırt
diye seste duyuldu. Pobrus ağzını kocaman açtı ve dünyanın en tiz sesli
kadınınını geçebilecek düzeyde bir çığlık geldi. McRoward haykırıyordu.
Pobrus yamulmaya başladı. Elleri, kolları,bacakları... Sonra yere
yığıldı. Boş gözleri McRoward'a bakıyordu. Sonra sesi kesinlikle ona ait
olmayan başka bir ses geldi Pobrus'tan. Çıkan ses bir kelimeyi ifade
ediyordu. Ama çıkan kelime, kendisi kadar korkunçtu. “Lucifer.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Beatricia Gallagher
Yönetim
Yönetim
avatar

Mesaj Sayısı : 584
Gerçek İsim : Yağmur
Patronus : Kuğu. Sihirsel Soy : Melez.
Özel Yetenek : Görücü.
En Belirgin Özellik : Ayşinsever
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: K.Duke Venom   Çarş. Haz. 08, 2011 3:32 pm

Betimleme: 24/30
Renk ve Paragraf Düzeni: 5/10
Uzunluk: 4/5
İmla Düzeni: 9/10
Anlatım: 26/30
Kurgu: 12/15
Toplam: 80

Öncelikle görünüm güzel değildi çünkü paragraf düzeni kötüydü. Renkler daha uygun seçilebilirdi, başlarıda daha heyecanlı anlatabilirdi. Ortalarında heyecanlanmasına rağmen son kısmı anlamadığımı itiraf etmeliyim. Yine de birkaç düzenlemeyle güzel bir rpg olabilir. İmla hataları yoktu.

GH RPG'ye hoşgeldiniz.




SENİYERİM:
 

SENİDEYERİM:
 

Alİşte:
 

Ühü:
 


OHA RUPERT'İN DOĞUM GÜNÜ HERKES KUTLASIN RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://twitter.com/#!/yagmurayyildiz
 
K.Duke Venom
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter İşlemleri :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: