AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 fernando petru

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Fernando Petru
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 25
Sihirsel Soy : safkan.
En Belirgin Özellik : arap atı.
Rpg Puanı :
97 / 10097 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: fernando petru   Cuma Tem. 01, 2011 11:08 am


    Elindeki gümüşi kurşun kalemi tahta masaya usulca bıraktı. Birkaç hatalı denemeden sonra veda mektubu hazırdı. Cümlelerinde süslü betimlemelere yer vermemişti ancak yazısındaki her bir kelime sanki yüreğindeki kederi açıklamaya yetiyor gibiydi. Alçak taburede dakikalarca oturdu. Gözyaşları, göz pınarlarından taşıyor ardından yanaklarını delip mektubun üzerinde dramatik lekeler bırakıyordu. Annesi bu mektubu okurken ağlayacaktı. Onun büyük şefkatli yüreğini dağlayacak, can alıcı kısmı biliyordu Zedka. Sloven şair Preséren’ in hikâyesinden bahsederken tıpkı şu anki vaziyeti gibi onu doğuran kadında perişan görünecekti. Belki de bir sinir krizine bile girebilirdi. Vedasında şöyle söz etmişti şairin öyküsünden;

    “Satırlarıma son verirken masum bir itirafta bulunmak istiyorum. Bana anlattığın Preséren’ in hikâyesinden hep nefret ettim. Çektiği aşk ıstırabı umurumda bile değildi. Seni her defasında dinlemişsem bil ki bunun kati sebebi bana biraz daha vakit ayırmanı dilememdi. İlgisiz biri olduğu pekâlâ sende biliyorsun anneciğim. Ama olsun. Buda umurumda değil. Sonsuza dek hiç ara vermeden yine o hikâyeyi dinleyebilirim dudaklarından.” Bu cümleleri kurarken de aklı şairin aşkından çok uzaktı. Asıl amaç güttüğü şey annesinin şefkatine olan ihtiyacı anlatmaktı. Muhtemel olarak başarmıştı da.

    Dışarıdan esen ılık yel tüylerini ürpertmişti. İçine nedensiz bir boşluk oturdu. En sevdiği şarkı bile ona bir şeyler çağrıştırmıyordu artık. Tabureden kalkıp, perdeleri biraz daha araladı. Gün ışığını sonuna dek içine hapsetmek istiyordu sanki. Dikilmekten vazgeçip yatağının sol başına yerleşip ufak dolabı açtı. Beyaz kutuyu özenle eline alıp sıkı mavi kapağını sakince ilaç kutusundan ayırdı. İçinde yaklaşık 10-15 tane kapsül olmalı diye düşündü Zedka. İlaçların bir kısmını avucuna döküp ağzına attı. Yanı başındaki kristal sürahideki renksiz sıvıyı bardağa boşaltıp dudaklarına götürdü. Tanelerin boğazından aşağıya süzülüşünü hissettikten sonra sıra beklemeye gelmişti. Kapısını kilitleyip kilitlemediğini kontrol etti. Ardından geniş yatağa uzanıp dizlerini karnına çekti. Daha önce, arkadaşını, sevgilisini, ailesini çoğu kişiyi beklemişti. Ancak beklemek kategorisinde ölüm ilk deneyimiydi. Amatörler liginde yarışıyordu bu kez. Bilincinin ne kadar sürede kaybolacağını kestiremediğinden yatağının üstüne Fransızca Homme dergisinin, çalıştığı kütüphaneye daha yeni gelmiş olan son sayısını koymuştu. Bilgisayar bilimine özel bir ilgisi yoktu ama dergiyi karıştırırken üç boyutlu bilgisayar oyunu hakkında yazılmış bir makale gördü. Oyunun yaratıcısı Paulo Coelho adlı Brezilyalı bir yazardı. Adamın çalışmasıyla ilgili makaleyi okumanın vaktin geçmesini sağlayacağını düşündü. Tamda ölümü beklediği sırada kendisini hiç mi hiç ilgilendirmeyen bilgisayar bilimi konusunda bir yazı okumaya başladı Zedka. Bu, ömrü boyunca yaptığı şeylere uygundu aslında; hep en kolay seçeneği, el altında ne varsa onu yeğlemişti. İşte bu dergi gibi örneğin.

    Ama şaşırtıcı bir şey oldu, yazının ilk satırı onun doğal edilginliğini sarstı ve ömründe ilk kez şu günlerde tanıdıkları arasında pek moda olan bir sözün doğru olup olmadığını düşündü:

    Bu dünyada hiçbir şey rastlantı sonucu meydana gelmez.” Tamda ölmeye başladığı anda nereden çıkmıştı bu ilk satır? Kendisine yönelik gizli mesaj mıydı bu; basit rastlantılar yerine gizli mesajlar vardıysa? Bilgisayar oyunun resminin hemen altındaki yazısına şu sözlerle başlamıştı gazeteci:

    “Slovenya nerededir?”


    “Bu kadar olur yani.”diye düşündü, “Slovenya’nın nerede olduğunu hiç kimse bilmiyor.” Oysa Slovenya diye bir yer vardı işte; dışarıdaydı, içerideydi, çevresindeki dağlarda, şu anda baktığı meydandaydı, Slovenya onun ülkesiydi. Dergiyi bir yana attı. Slovenler hakkında hiçbir şey bilmeyen bir dünyaya öfkelenmesi anlamsızdı şu aşamada; vatanın onuru artık onu ilgilendirmiyordu. Şimdi kendi kendisiyle gurur duyma zamanıydı, şimdi yaptığı şeyi yapabildiği, en sonunda cesaretini toplayıp bu yaşama veda edebildiği için. Ne büyük bir sevinç! Üstelik her zaman düşlediği biçimde yapıyordu bu işi; hiçbir iz bırakmayan uyku haplarını kullanarak. Neredeyse altı aydır bu hapları elde etmek için uğraşıyordu Zedka. Bir türlü beceremeyeceğine inanarak bileklerini kesmeyi bile göze almıştı bir ara. Odasının kan revan içinde kalacağı, rahibelerin ne yapacaklarını bilemeyip sıkıntıya düşecekleri fikri önemli değildi; ne de olsa intihar eden biri önce kendini, sonra etrafındakiler düşünmek durumundaydı. Ölümünün olabildiğince az sıkıntı yaratması için elinden geleni yapmaya hazırdı, eğer tek yol bileklerini kesmekse başka seçeneği yoktu. Ancak şansı yaver gitmişti ve biraz beklemesine rağmen uyku ilaçlarını elde etmeyi başarmıştı.

    Kadınlar kendilerini öldürmek için çok daha romantik yöntemler seçer; bileklerini kesmek ya da aşırı dozda uyku ilacı almak gibi. Terk edilmiş prensesler ve Hollywood yıldızları bunun sayısız örneğini gözler önüne sermiştir. Yaşamın, harekete geçmeden önce doğru anı beklemekten ibaret olduğunu biliyordu Zedka. Sonunda öyle de oldu. Geceleri bir türlü uyuyamadığına dair yakınmaları sonucu, iki arkadaşı, güçlü bir uyuşturucu satıcısından ikişer paket getirdiler ona; kentin gece kulüplerinden birinde çalışan müzisyenler kullanıyormuş bunları. Zedka ilaçları yatağının başucundaki sehpaya koyup haftalarca elini sürmedi; yaklaşan ölümle flört ederek, insanların yaşam adını verdikleri şeyler, hiçbir duygusallığa yer vermeden vedasını tamamlamayı bekledi.

    İlaçları alalı on dakika olmasına rağmen hiçbir hareket yoktu bedeninde. Ölümün nasıl bir şey olduğunu hayal etmeye çalıştı lakin herhangi bir sonuca varamadı. Bir savaş gibi düşündü bunu, güçlü kuvvetli bir karanlığın naçiz bedenini eritmesi bu duruma layık bir tabir olurdu sanırım. Zedka bir süre sonra midesinin bulandığını hissetti, çok hızla artan bir bulantı. Mide bulantısı dakikalar sonra dayanılmaz bir hal almıştı, kendini çok çok kötü hissediyordu.

    “Ne tuhaf, bir avuç uyku ilacı alırsam hemen uyuya kalacağımı sanmıştım.”Oysa şu anda kulaklarında tuhaf bir uğultu, içinde kusma ihtiyacı hissediyordu.

    “Kusarsam ölmem.” Midesine saplanan sancıları düşünmemek için hızla inen geceye, Bolivyalılara, dükkânlarını kapatıp evlerine gitmeye başlayan insanlara yoğunlaştırmaya çalıştı dikkatini. Kulaklarındaki uğultu gittikçe yükseliyordu, ilaçları aldığından bu yana ilk kez korku duydu, bilinmeze doğru gidişin derin korkusuydu bu. Çok uzun sürmedi biraz sonra bilincini kaybetti.


XxX


    Gözlerini açtığında Zedka “Burası cennet olmalı.”diye düşünmedi. Cennete odaları flüoresan ışıkla aydınlatmazlardı kesinlikle ve de anında başlayan sancı tipik bir dünya sancısıydı. Ah, bu dünyanın acıları hiç bir şeye benzemez, hemen anlaşılır. Kıpırdanmaya çalıştı, sancısı arttı. Gözlerinin önünde parlak noktalar dolaştı ama Zedka biliyordu ki bunlar cennetin yıldızları değil duyduğu derin acının sonucudur. “Ayılıyor.”diyen bir kadın sesi işitti.

    “Cehennemin tam ortasına düştün, keyfini çıkarmaya bak.” Hayır, bu gerçek olamazdı, ses onu aldatıyordu. Cehennemde falan değildi, çünkü çok üşüyordu ve ağzından, burnundan bir takım tüplerin çıktığının farkına vardı. Tüplerden biri –boğazına sokulmuş olanı- onda boğuluyormuş duygusu uyandırıyordu. Bunu çekip çıkarmaya davrandı, ama kolları kayışlarla bağlanmıştı.

    “Şaka yaptım, burası cehennem değil.”diye devam etti ses.

    “Cehennemden de beter bir yer, gerçi oraya hiç gitmedim ama. Villete’ te bulunuyorsunuz.” Duyduğu acıyı ve boğulma hissine karşın neler olduğunu anladı Zedka. Kendini öldürmeye çalışmış ama biri gelip onu kurtarmıştı. Belki de rahibelerden biriydi bu kişi ya da bir arkadaşı habersiz uğramıştı, ısmarladığını unuttuğu bir şeyi getirmişlerdi belki de. Gerçek şu ki ölmemişti ve Villete’ e getirilmişti. Göz pınarlarına doğru yaklaşan ıslak ağlama nöbetini hissedebiliyordu. Birkaç dakika geçmeden hemşire kendini, Zedka’yı sakinleştirmeye adamıştı. Ancak Zedka’nın inatçı tavrı onu çileden çıkarmış en sonunda sakinleştirici bir iğneye başvurmuştu. İğne çabucak etkisini göstermiş ve sarışın kız gergin yüzüyle huzursuz bir uykuya idam edilmişti.

    Kirpiklerini araladığında başında beyaz önlüklü bir adam dikiliyordu. Zedka’nın tek fark ettiği şey bu değildi; vücudundaki tüplerden kurtulmuş ve bir sancı hissetmiyordu. Adam önlüğünün cebinden bir alet çıkarıp düğmesine bastı. Aletten çıkan ışığı Zedka’ nın gözüne yaklaştırıp kısa bir muayeneden sonra hastasıyla konuşmaya başladı.

    “Villete Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindesiniz. Yaklaşık bir haftadır aralıksız uyuyorsunuz. Umarım yeterince dinlenmişsinizdir. Aksi takdirde söyleyeceklerim sizi çok daha fazla sarsabilir.” Adamın yüz kasları daha da gerildi.

    “Aldığınız ilaçlar sonucu kalbiniz geri dönülmez bir hasara uğramış.” Zedka doktorun söylemek istediğini az çok anlayabiliyordu. Tereddütsüzde olsa sesi pürüzlü çıkmıştı.

    “Ne kadar sürem var?” “Sadece beş veya altı gün.” Zedka duyduklarına inanamıyordu. Ölmeyi becerememişti ancak ölümü beklemeye mahkûm edilmişti. Oda yetmemiş gibi bir tımarhaneye kapatılmıştı. Tepki veremedi. Üzülmeli mi; yoksa şaşırmalı mıydı? Tam kestiremiyordu. Doktor odadan raporları eşliğinde ayrıldı. Ardından şişman bir kadın içeri girdi, Zedka’yı giydirdi. Nereye gittiklerini sorduğunda diğer arkadaşlarınla tanışmaya diye abest bir espriyle karşı karşıya kalmıştı. Uzun koridorda yürüdüler. Hastane kokusu her soluğunda burnuna bir kez daha doluyordu. Yıllar gibi süren bir yolculuktan sonra büyük bir kapıdan geçtiler. Zedka gördüğü manzaradan huzursuz olup bir adım geri sendelemişti. Bu insanlar çıldırmıştı. Kimisi titriyor, kimisi kendi kendine konuşuyordu. Hemşire ayrık dişlerinin arasından tıslayarak konuştu

    “Villete hoş geldin Zedka!”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anežka Bogačiovas
Beauxbatons V. Sınıf
 Beauxbatons V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 268
Gerçek İsim : Su. '2
Sihirsel Soy : Safkan.
En Belirgin Özellik : Kibirli, soğuk, hesapçı.
Rpg Puanı :
95 / 10095 / 100
Düello Gücü :
48 / 10048 / 100

MesajKonu: Geri: fernando petru   Cuma Tem. 01, 2011 1:36 pm

Kurallarımız gereğince; size aitliğini Özel Mesaj yoluyla kanıtlamanız gerekmekte. ^^


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anežka Bogačiovas
Beauxbatons V. Sınıf
 Beauxbatons V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 268
Gerçek İsim : Su. '2
Sihirsel Soy : Safkan.
En Belirgin Özellik : Kibirli, soğuk, hesapçı.
Rpg Puanı :
95 / 10095 / 100
Düello Gücü :
48 / 10048 / 100

MesajKonu: Geri: fernando petru   Cuma Tem. 01, 2011 2:24 pm

Üye, aitliği kanıtlamıştır.

Betimleme: 30/30
Renk ve Paragraf Düzeni: 10/8
Uzunluk: 5/5
İmla Düzeni: 10/10
Anlatım: 30/28
Kurgu: 15/12

Rp'iniz genel olarak kusursuzdu diyebilirim. İlk kısım oldukça akıcı ve neredeyse mükemmelin ötesinde bir anlatım biçimine; tasvirlere ve betimlemelere sahipti. O anın gözler önünde perdelenmesi gibi bir durumla karşı karşıya kaldığımı söyleyebilirim. Ancak aynı şeyleri ikinci bölüm için söyleyemeyeceğim. Kişinin tam ölümün bucağında olduğu belirtilirken gözlerini bir hastanede aralaması bana türk dizilerini anımsattı. Kurgu konusunu geçersek; paragraflarınızın sıklığı ve renk uyumsuzluğu sebebiyle 2 puan kırdığımı söylemem gerekecek. İnternet üzerindeki renk paletlerinden pastel tonlar kullanarak daha güzel hale getirebileceğine inanıyorum. İyi roleplayler. Puanınız 93. ^^

Puan Yükseltme

Betimleme: 30/30
Renk ve Paragraf Düzeni: 10/9
Uzunluk: 5/5
İmla Düzeni: 10/10
Anlatım: 30/29
Kurgu: 15/14

Anlatım konusunda oldukça iyisiniz, kısa sürede rpnizi okudum. Kurgunuz okuyucuyu sıkmayacak bir kurguydu, o konuda bir sıkıntı yoktu. Renkler biraz daha uyumlu seçilebilirdi. Uzunluk uygun düzeydeydi. Onun haricinde görünümde bir sıkıntı yoktu.
Puanınız:97


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
fernando petru
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter İşlemleri :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: