AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Elizabeth..

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Elizabeth Rose Wayland
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : -
Rpg Puanı :
93 / 10093 / 100
Düello Gücü :
47 / 10047 / 100

MesajKonu: Elizabeth..   Ptsi Tem. 04, 2011 10:55 am


    Rüzgârda savrulan yaprak gibi titreyen adamın, gösterişli bedenini, kollarıyla daha sıkı bastırdı yatağın yumuşak yüzeyine. Dişlerini geçirdiği boğaza odaklamışken bütün dikkatini, büyücünün donuşlarına izin veriyordu. Boğazından akan sıcak kanın verdiği hazla daha büyük, daha derin yudumlar çekiyor, her çekişiyle açlığını bastırıyordu. Büyücünün dudakları arasından çıkan inlemeyle, dişlerini uzaklaştırdı enfes ziyafetten. Vampirlerde bulunan endorfin, kurbanın vücuduna zevkle harmanlanmış duygular yükler, onları âdete uyuştururdu. Veronica, muggle kanından ziyade büyücü ve cadılarınkini tercih ederdi. Dudağının kenarından akan kanı diliyle yalarken, sıra büyücünün arzularını karşılamaya gelmişti. Adamın kaslı vücuduna, arzuyla yanan gözlerine ve vücudundaki ellerine baktı sırayla. Dişlerini göstererek gülümserken dudaklarına doğru eğilmeye devam ediyordu. Nefesini büyücüye doğru üflerken “ Senin lezzetli kanın damarlarımdaki ateşi körüklüyor. Şimdi bu ateşi söndürme sırası sende.” Emir cümlesine karşılık gözleri parlayan büyücü istediğini alma fırsatını anında değerlendirmek için hamle yaparken, güzel vampire kırılacak porselen bebek gibi davranıyordu. Oysa karşısındaki kadın ne kırılır, nede zarar görürdü. Büyücünün nazik dokunuşları ve öpücükleriyle zevkine zevk ekleyen Veronica’nın dudaklarından çıkan inlemeyle tamamen kendinden geçti

    ****** İki Saat sonra

    Birbirine dolanmış çıplak bedenlerine bakan Veronica, yumuşak bir öpücükle yataktan kalkarak ipek sabahlığını giydi. Kan kırmızısı sabahlığın içinde bembeyaz teniyle göz kamaştırıyordu. Kulübünün üst katındaki özel dairesinin ses geçirmeyen duvarları, onun özel dünyasını saklıyordu. Duşa doğru ilerlerken sadece bir kez durdu ve büyücünün gözlerine baktı. "Kendi bölgene güvenle geçebilirsin Sebastian. Ben seni çağırana kadar habersiz gelme" Veronica arkasını dönerek, ilerlerken büyücü itiraz etmeyi bile düşünmedi. Anlaşmaları buydu. Sadece o istediğinde görüşürler, aşk ve kan dolu bir geceden daha fazlasını vaad etmezlerdi birbirlerinden. Veronica'ya itiraz etmek zaten yapılacak en yalış şeydir. Kim vampir leydisine karşı gelebilirdi?

    Uzun ve dinlendirici duşun altında kaldığı bir saat işe yaramıştı. Sıcak suyun vücuduna temasıyla, bütün izleri, dokunuşları ve geçmişin silindiğini hissediyordu. Bu imkansız olsa da sadece hayal etmek bile tarifsiz duyguların içine dolmasına yetmişti. Duygularını yıllar önce kapatsa bile halen bazı şeyler içinde titrek hayaletler gibi dolaşıyordu. Vampirlerin birçoğu duygularını kapatmadan yaşamayı öğreniyor, böylece mutlu olabiliyordu ama Veronica asla mutlu olmazdı. Yıllarca aradıktan sonra aşkını, ait olduğu adamı bulmuş, mutluğun ve aşkın esiri olmuştu. Onu vampire dönüştürmek yerine insan hizmetkâr yapmayı seçmiş, kana bağlı olmadan sonsuzlukla mükâfatlandırmıştı. Tabi vampir lordu, sevdiği adamı katledene kadar… O gün bir daha aşık olmamak ve acıya dayanmak için duygularını kapatmıştı ve asla açmayı planlamıyordu. Sadece acımasız bir vampirdi, daha fazlası değil...

    Suyu kapatarak banyodan çıktığında aynaya yansıyan çıplak vücudunu incelemeye başladı. Erkeklerin dayanamadığı bu vücut 2000 yıldır aynıydı. Daha fazla bakmaya tahammül edemediğinden çıplak tenine dar kırmız elbisesini geçirdi. Saçlarını kurutup, biraz makyajla kusursuz güzellik ortaya çıkmıştı. Özel dairesinden bürosuna doğru ilerlerken zihninde yeni konuğu ile düşünceler ve çok canlı anılar vardı. Michael’ın yaklaştığını yaratıcısı olarak hissetmiş, onun tanıdık gücünü özümsemişti. Görmekten zevk aldığı sayılı vampirlerden biriydi. Özel bürosuna girerek kendini deri koltuğa bıraktı. Kulüpten gelen sesleri kesen yalıtımlı duvarlara minnet duyarak birkaç dakikada da olsa yalnızlığın tadını çıkardı güzel vampir. Michael’ın kapının önüne geldiğini hissettiğinde o daha kapıyı çalmadan seslendi. “İçeri gel sevgili Michael” Kapı yavaşça açılırken, içinde kısacık bir anda olsa bir duygunun oluşmasına izin verdi. Sevinç!!!

    Onun gelmesiyle odadaki hava bile değişmişti sanki Veronica için. Karşısında dünyanın en usta çapkını, yılların kazanovasını veya içini titreten erkeği değil, sadece o tatlı gülüşüyle bakan erkeğini görüyordu Veronica. Odanın içindeki loş ışık Michael’ın kusursuz yüz hatlarına ters açıyla vuruyor, güzelliğini dünya dışı gösteriyordu. Yıllar önce ona hayran kalmış ve vampire çevirmişti, tabi bu isteğin Michael’dan gelmesi olayın güzel yönüydü. Aralarında oluşan garip bağ yıllar geçtikçe güçlenmiş, kopması imkansız hale geldiğinde Veronica, Michael’a özgürlüğünü vererek onun kendi hiyerarşisinin başına geçmesini sağlasa da ayrılıklarına üzülüyordu. Belki bu sebeple bir araya geldikleri özel zamanlarda, eski anılara yenilerini ekleyerek birbirlerine zevkin gerçek anlamanı yaşatıyorlardı. Veronica’nın güzünde hiçbir erkek Michael kadar değerli olamıştı. Gözleri birbirini bulduğu anda, sadece ona sunduğu gülümsemesinin yüzüne yerleşmesine izin veren güzel vampirin gözleri parlıyordu. Michael eski zamandan kalma alışkanlığıyla yaklaşarak, Veronica’nın güzel eline küçük bir öpücük kondurarak dayanılmaz gülümsemesini ona sundu. "Sizi yeniden görmek ne büyük mutluluk Lady'im. Seyahatimin uzunluğu beni çok üzmekle beraber güçlendirdi de. Size olan bağlılığımı güçlendirdi Lady'im. Her zaman emrinize amadeyim." Sözlerini desteklercesine öne eğildiğinde, Veronica usulca elini kusursuz çenesine yerleştirdi. Yavaşça başını kaldırmasını sağlarken bir yandan da vampirine yaklaşıyordu. Altı yüzyıllık sevgilisinin dudaklarına bir öpücük kondurmak için yaklaşsa da öpmeden gözlerinin içine baktı. Bu anı uzatarak her zamanki küçük oyununu oynuyor, onu delirtiyordu. “Haklısın uzun bir seyahat ve ayrılık oldu ama gerekliydi. Senden başka kime güvenebilirim Michael’m.”

    Nefesi adamın yüzünü okuşuyor, yumuşak tınısıyla onu daha da baştan çıkarıyordu. En sonunda arzuladığı dudakları birbirine kenetleyerek ateşli öpücüğünü ona sundu. Michael’ın kollarını Veronica’ya sarmasıyla öpüşme derinleşti. Nefes alma ihtiyacı duymayan vampirlerin bile nefesini kesecek kadar doyumsuz öpücük bittiğinde, Veronica geri çekilmeden önce yanağına masum bir öpücük daha bırakarak fısıldadı. “Üzerinde çok fazla koku var Michael, beklide seyahatin o kadar zevksiz değildi. Yinede beni özlediğini varsayıyorum”

    Geri çekilerek kişilik kadife koltuğa oturdu. Elbisesinin derin yırtmacına aldırmadan bacak bacak üstüne atarak, eliyle karşısındaki koltuğu Michael’e gösterdi. Genç vampir saygıyla kendisine gösterilen yere otururken gözlerindeki parıltı, Veronica’yı fazlasıyla cezp ediyordu. Açık bıraktığı saçları geriye atarak, konuşmaya başladığında sesi yumuşak ve davetkârdı. “Sana verdiğim görevi yerine getirdiğin için teşekkür ederim Michael’m. Son zamanlar konseyde büyük huzursuzluk var ve her zamanki gibi lordumuz(!) bunlarla ilgilenmeyi bana bırakıyor.Bazen çekip gitmek geliyor içimden.” Lordan bahsederken yaptığı imayı Michael’ın anlayacağını biliyordu, beklide bu sebeple onu seviyordu, karşısında rol yapmak zorunda olmadığı tek kişi olduğundan. Sehpanın üzerindeki boş kadehlere uzanarak, kadehlere iskoç viski doldurdu. Böylece, düşüncelerini lordan uzaklaştırmaya çabalıyordu kadim vampir. Böyle güzel bir anı onun varlığıyla kirletmeyecekti. Bir kadeh viskiyi Michael’a uzatırken, zarif parmaklarıyla onun ellerini okşamayı ihmal etmemişti. Kendi içkisinden bir yudum alırken, her hareketinin izlendiğini fark ediyor, bundan ayrıca tatmin oluyordu. “Bana neler gördüğünü anlat. Şu ilk büyücü nasıl biri? Onu bir kez uzaktan görmüştüm, şimdi tanışmamız gerektiğini düşünüyorum. Belki beni tanırsa(!) vampirler hakkındaki önyargısı değişir, ne dersin?” Gözlerini bir saniye olsun, karşısındaki vampirinden ayırmıyor, içten ve en doğal halini ona sunuyordu. Kendince özlemini yansıtıyordu.

    Çevresini kaplayan kokuların içinde birisi çok keskin, çok netti Veronica için. Michael İlk büyücü ile görüşme fikrine dayanamıyordu, öfkesi, kıskançlığı ve koruma güdüsüyle yanıyordu. Yaşlı olmak, hatta Veronica kadar yaşlı olmanın vampirlere birçok getirisi olurdu. Her şeyin tadını algılayabilir, kelimelerin altındaki gizli anlamları çözebilirdi. Bu sebeple baş düşmanlarından biriyle yapılacak görüşmeden elde edeceği sonuçlar muazzam olurdu. Elbette bazı riskler vardı. İlk büyücünün büyük nefreti, vampirlerden tiksinmesiyle birleştiğinde, ani bir büyü Veronica’yı tehlikeye atabilirdi. Normal büyüler onu etkilemiyor olsada bu adam bütün büyücülerin atasıydı ve neler yapacağını Veronica bile kestiremiyordu. Bu yaşına kadar öyle çok şey görmüştü ki kimseyi küçümsememeyi öğrenmişti. Tabi birde madalyonun öteki yüzü var. Sevgili vampir lordu görüşmeyi duyarsa Veronica’yı cezalandırır, hatta öldürmeye bile kalkabilirdi. Elbette bunu yapacak cesaret lorda yoktu. Çünkü Veronica’nın arkasındaki büyük gücü biliyordu. Düşüncelerinin seline kapıldığı sırada Michael elindeki bardağı masaya bıraktı. Bu sesle kendine gelen kadim vampir karşısındaki öfkeli adama gülümsedi. Onu kıskanması ve sahiplenmesini seviyordu. Hiç kimse Michael kadar Veronica’yı sevemezdi. En azından yer yüzünde olanlardan…

    "Ne gördüğümü mü anlatayım? Lady'im gördüklerim karşısında söylenecek söz olduğunu sanmıyorum. Kendisine Karanlık Lord diyen büyücü gittikçe güçleniyor. Müritleri her taraftalar. Sihir bakanlığının hali perişan. Aydınlık adına savaşanlardan iz yok hiçbir yerde. Karanlık rahatlıkla kol gezerken etrafta birde buna Morgenstern klanının küçük kızı eklendi. Zaten aldığım duyumlara göre karanlık lordu yeniden harekete geçirende oydu." Öfkesine hakim olarak, kusursuz raporunu verirken Michael ellerini yumruk yapmıştı. Veronica Karanlık lodr denen büyücüyü tanıyor ve tehlikeli olduğunu biliyordu ama Morgenstern adı beklenmedikti. Yıllar önce o klanı bizzat kendisi dağıtmış, kanlarının tadına bakmıştı. O gece gördüğü yeşil gözlü küçük kız ne zaman büyümüştü? Çocukları öldürmek vampirler arasında bile bir tabu olduğundan, O'nun yaşamasına izin vermiş olsa da şimdi bunun bir hata olduğunu düşünüyordu. Bu ailenin kökenlerindeki güç yüz yıllardır vampirler için büyük sorun teşkil ediyordu. Kanlarındaki güç, tıpkı Veronica’nın insan ataları olan druidlerdeki gibi mistik ve karanlıktı. Ama en azından birisinin elinde tuttuğunu düşündü Veronica. Küçük kızın abisi ve Veronicaya bağlı bazı vampirler iş birliğindeydi. Belki de bu ittifakın anahtarı Jonathan Morgenstern idi..

    "Ve işte oyunun en dramatik bölümü. İlk büyücü Leandros denilen adamın karanlığın ihtişamına kapılışı! Ona hizmet edişi! Böyle bir adamla görüşmeyi nasıl düşünebilirsin!" 'Ahh benim seksi aşkım.' Kıskançlığının ne kadar tatlı olduğunu düşünmekten kendini alamadı. Aralarındaki özel ve güçlü olan bağın etkisiyle konuşmasına devam eden Michael, düşüncelerini açıkça ifade ederken ses tonunu sabit tutmak için büyük çaba sarf ediyordu. "Seni tanırsa vampirler hakkındaki ön yargısı mı değişir! Hah,bu konuda haklısın işte. Seni gören bütün erkeklerin düşünceleri değişir Veronica. O adamla görüşmen vampirleri alçaltmaktan başka bir işe yaramaz. Sadece ona önem verdiğin yanılgısına kapılır ve taraf tuttuğumuz zannederler. Oysa biz hala kendi tarafımızı tutuyoruz değil mi,Veronica?" Bütün erkeklerin mi? Bu Veronica’ya göre fazla iddialı bir sözdü. Yine de bu iltifat karşısında kendine hakim olmayarak gülmeye başladı. Kadehteki bütün viskiyi kafasına diktikten sonra usulca yerinden kalkarak koltuktaki sevgilisine ilerdi. Yavaşça onun kucağına oturarak kollarını boynuna sardı.

    “Beni kıskanmanı seviyorum Michael’ım ama endişe etmene gerek yok. O büyücü bozuntusuna dokunmayı düşünmem bile. Sadece en büyük düşmanımın, düşmanını merak ediyorum. Elbette halen kendi tarafımızdayız sevgilim” Yumuşak sesiyle konuşurken Michael’ın sahiplenici kolları güzel vampiri sarmıştı. Veronica düşüncelerine bir kez daha vampir lordunun girmesine izin vermeden dudaklarını arzuladığı adama sundu. Boynundan başlayarak dudaklarına doğru ilerlerken dudakları o eşsiz tende küçük zevk izleri bırakıyordu. En sonunda dudakları birbirini bulduğunda Michael, tüm arzusuyla öpüşmeyi derinleştiriyor, kollarının arasındaki kadını tüm gücüyle sarıyordu. Kolidordan gelen ufak bir sesle iki vampirde aynı anda irkilerek kapıya baktı. Veronica derin bir nefes alarak ayağa kalkarken, Michael’ın elini tutuyordu. Odanın içindeki gizli geçidi açarak sevgilisini de yanına çeken Veronica, kitaplığın arkasındaki küçük kapıdan geçti. Zifiri karanlığa adım attıklarında, görme sorunu yaşamayan iki vampir aynı anda tekrar öpüşmeye başladı. Sert sayılabilecek bir hareketle Michael’ı vücuduyla duvar arasına sıkıştıran Veronica, gömleğini çıkarırken kendine hâkim olamıyordu. Çevreye saçılan düğmelerin, sert zemindeki yankılanması eşliğinde fısıldadı kadim vampir.

    “Aylardır tenine, kokuna, dudaklarına ve dokunuşlarına hasret kaldım Michael’ım. Hiçbir kadının seni, benim kadar tatmin edemeyeceğini bilsem de, üzerine sinen bütün kokuları silmek istiyorum. Seni istiyorum sevgilim” Sözlerini tamamlamasıyla dudaklarına küçük bir öpücük bırakarak hızla ondan uzaklaşarak tünelin derinliklerine ilerdi. Bunun için vampir hızını kullandığından geride sadece rüzgârını bırakmıştı. Sadece bir saniye sonra yatak odasına ulaşan Veronica, gözlerinin açıp kapattı. Odanın içindeki mumlar ve şömine de yanmaya başlayan ateş, onun özel gücünün eseriydi. Tek harekette üzerindeki elbiseyi çıkarak, tünelin kapısına fırlattı. İç çamaşırlarıyla şöminenin önündeki minderlere uzandığı anda Michael tünelin kapısında belirdi. Birkaç saniye karşısındaki manzaranın tadını çıkardıktan sonra eğilerek yerdeki elbiseyi alırken gözleri açlıkla parlıyordu. Elbiseyi yüzüne yaklaştırarak derin bir iç çeken vampir, hızla geçidin kapısını kapattı. “Beni ne kadar özlediğini bilmek istiyorum. Dokunuşlarımı, öpüşlerimi ve tenine değen dişlerimi ne kadar özledin Michael? Bana göster!” Aralarındaki çekim ikisi içinde dayanılmazdı. Vampirlerin bile bazı şeylere örneğin şehvet gibi dayanması olanaksızdır.

    Arzularını tutuşturan, kendine hakim olmasını imkansız hale getiren tek şey karşısındaki vampirdi. Duygularını kapatmak onda işe yaramıyordu çünkü Veronica’nın tüm benliğine yayılmış, damarlarında akan kanda bile o vardı. Varlığı hayatı yaşamaya değer kılan tek şeydi. Bir vampire bu derece bağlanmak, onların dünyadaki en büyük tehlikeydi hiç kuşkusuz ama önemsemiyordu kadim vampir. Çünkü karşısındaki seksi vampir onun için yaşam, zevk ve aşk demekti. Aylardır onsuz olmanın acısı dayanılmazdı, güneşi özlediği gibi umutsuzca özlüyordu onu. Michael, gülümseyerek Veronica’nın içini aydınlatırken bir yanda da üzerindekileri çıkararak görüntüyü tamamlıyordu. Hızla yanına geldiğinde iki bedenin kavuşması paha biçilemez bir hazineydi.

    Michael’in her dokunuşuyla titrerken doyamadığı teni istiyordu. Üzerindeki bütün kadınların kokusunu silmek, dünyaya onun kime ait olduğunu kanıtlamak istiyordu kadim vampir. Altı yüzyıldır tadına baktığı ve asla doyamadığı tek şeydi. Michael’ın öpücükleri bedeninde dolanırken, dudaklarını açlığıyla acıyı ve zevki bir arada yaşıyordu. Boynundaki dudaklara daha fazla karşı koyamayarak onu yukarı çekti ve arzuladığı dudaklara kavuştu. Öpüşmelerini derinleştirmeye çalışırken, Michael hınzırca gülerek "Biraz...Fazla aceleciyiz ...ha?" dedi. Veronica’nın ruhunu okşayan sesine karşılık cevabı gene dudakları olmuştu. Ancak bu sefer O’da karşı koymuyor, hayatı bu öpüşmenin içinde saklı gibi delicesine öpüyordu onu. Bütün vücuduyla Veronica’yı örtüyor, her şeyi daha da dayanılmaz yapıyordu. Vücudunda dolanan ellerin çamaşırlarını vahşice yırttığını fark eden Veronica onun vahşiyle daha da zevk alıyordu. Dünyada hiç kimse Michael kadar iyi tanıyamaz, neden zevk aldığını bilemezdi şüphesiz. Dokunuşlarıyla kıskançlığını da ortaya koyuyor, sahiplenme duygusunu yansıtıyordu kadim vampire.

    Aralarındaki yaratıcı bağından onun zihnine ulaşan Veronica, hislerinin kuvvetiyle öpüşmesini daha da güçlendirmişti. Tenin her temasıyla yanıyor, kavruluyordu ve buna karşı koymazdı hiçbir zaman. Ölümün Michael’ın kollarından gelmesi bir armağan olurdu ona. Üzerindeki erkeğin hükmedici hareketiyle dudaklarını ondan ayıran Veronica, tek hareketle erkeğinin üzerine çıktı. Kollarını yukarıdan tek eliyle tutarken, dudakları ve boşta kalan eliyle tüm vücudunu okşuyordu. Ancak sevgilisinin dokunmasına izin vermeyerek ona biraz önce ki zevkli acıyı tattırıyordu. Michael’ın dudaklarından çıkan inlemeyle yüzüne yaklaşırken tenine dişlerini değdirerek onu daha da delirtiyordu güzel vampir. Dudaklarının üzerine gelse de aradaki boşluğu doldurmuyor, altında çırpınan adama zevkle işkence ediyordu. “Demek aceleciyim öylemi. Bunu saatlerce sürdürebilirim sevgilim. Vücudunun her yerini tadarken, sen bana dokunamamanın acısını yaşarsın ne dersin?”

    Ancak sözlerine rağmen yüzündeki ifadeye dayanamayarak dudaklarını birleştirdi. Dillerinin birbiriyle teması doyumsuzluğunu arttırıyordu. Daha fazla dokunuşlarından mahrum kalamazdı, zaten zihni kıskançlık tohumları ekiyordu hiç durmadan. Michael’ın aynı şekilde başka kadınları delirttiğini düşünmek istemiyordu en azından şuan. Zihnini tamamen kapatarak kendini sevişmesine ve sevdiği adama bıraktı. Onun kollarını serbest bırakırken diliyle boğazını yaladı önce. Damarını yukarı çekerek dişlerini geçirdiğinde şehvet dayanılmaz oldu. Her yudumda daha da yanıyor, onu içine alıyordu hem de her anlamda. Dişlerini ondan çekerken kanın vücudunda dolaştığını neredeyse hissediyordu. Michael dayanamayarak üstüne çıktığında sevişmeleri doruk noktasına ulaştı. Aynı aynı anda sevdiği erkeğin dişlerini boğazında hisseden Veronica, çifte hazla kendinden geçiyor, bulanıklaşan dünyada tek şeyi görüyordu Michael !!!

    Saatler boyunca süren haz, kan ve şehvet harmanın sonunda bütün vücudunda hoş bir mayışıklık hissediyordu Veronica. Çıplak bedenleri kayganlaşmış ve birbirine dolanmış şekilde sönmüş olan şöminenin önünde uzanıyordu. Gözlerini kapatarak yaşadığı anın zevkini benliğine kazırken, Michael’ın eli vücudunda küçük dokunuşlar bırakmaya devam ediyordu. Gözlerini açarak sevgilisine bakan Veronica’nın nefesi yakışıklı vampirin yüzüne vuruyordu. “Bazen neden beni bu kadar sevdiğini anlamıyorum. Dünya üzerinde bu kadar kadın varken kalbini bana veriyorsun. Buna değermiyim Michael” Kısık çıkan sesi içindekini yansıtırken kendini gerçekten şanslı görüyordu güzel vampir. Üstelik bunu hak etmeyecek kadar lanetlenmişken, çok fazla günah işlemiş, sayamayacağı kadar can almışken, bu sevgiyle layık olacak kadar kutsal olamayacağını düşünüyordu. Michael lady'sinin kollarıyla kendine çekerek öpmeye başladı. Öpücüğü herşeyi anlatmaya yeterdi
    .
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Beatricia Gallagher
Yönetim
Yönetim
avatar

Mesaj Sayısı : 584
Gerçek İsim : Yağmur
Patronus : Kuğu. Sihirsel Soy : Melez.
Özel Yetenek : Görücü.
En Belirgin Özellik : Ayşinsever
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: Elizabeth..   Ptsi Tem. 04, 2011 11:06 am

Betimleme: 28 / 30
Renk ve Paragraf Düzeni: 9 / 10
Uzunluk: 5 / 5
İmla Düzeni: 8 /10
Anlatım: 29 / 30
Kurgu: 14 / 15

Kurgu iyiydi, anlatımın akıcıydı. Kısa sürede okumayı bitirdim. Yalnız, 3-4 tane yazım hatası gördüm. Onun haricinde bir hata göremedim. Görünüm iyiydi, renkler güzel seçilmişti. Uzunlukta yeterliydi.

Toplam: 93

Godric's Hollow RPG'ye hoş geldin.




SENİYERİM:
 

SENİDEYERİM:
 

Alİşte:
 

Ühü:
 


OHA RUPERT'İN DOĞUM GÜNÜ HERKES KUTLASIN RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://twitter.com/#!/yagmurayyildiz
 
Elizabeth..
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter İşlemleri :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: