AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Calantha Bellanger.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Calantha Bellanger
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Gerçek İsim : İrem
Patronus : Tavşan Sihirsel Soy : Melez
En Belirgin Özellik : İyimser ve deli dolu.
Rpg Puanı :
80 / 10080 / 100
Düello Gücü :
40 / 10040 / 100

MesajKonu: Calantha Bellanger.   Cuma Ağus. 19, 2011 8:05 am



Oldukça sert ve soğukluğunun insanın kanını donduracak şekilde esen rüzgarlar Londra’ya hakim olmuştu. Kapkaranlık, ıssız ve soğuk taş duvarların arasından birer ikişer adım atarken Diandra her zamankinden daha sakindi. Ayakkabılarının çınlayan topuk sesleriyle havanın gök gürültüsü adeta bir bütünlük yaratıyor, Diandra’nın içine kötülük tohumları daha çabuk yayılıyordu. Bir yandan içinden düşünüyor, bir yandan da sinsice sırıtıyordu. Yüzündeki belirgin damarları, gözlerinin içindeki kötü bakış dudağının kenarından hafifçe gülümseme yayılmasına yardımcı oluyordu. ‘’Kutsal Ruh’un gücü adına, onu ele geçireceğim.’’

Yeşil, iki katlı evin önüne geldiğinde her zamankinden daha kötü bakıyordu. Kapıyı çalmadan önce etrafına göz attı. Belki de onu takip eden birilerini görmeyi bekliyordu. Eli cüppesinin cebindeki asasındaydı, her an çıkarmaya hazır bir vaziyette bekliyordu. Kimsenin onu görmeyeceğinden emin olduktan sonra küçük, siyah çantasından bir şişe çıkardı. Garip bir şişe olduğu kabul edilebilirdi. Şişenin üzerinde büyük kırmızı bir göz vardı ve etrafı izliyordu. Diandra sanki onu dinliyormuş gibi şişeyi gözlerine yaklaştırarak konuşmaya başladı: ‘’ Efendim, onu bulmaya geldim. Sanırım burada oturuyor. Herkes öyle söyledi. Efendim, dediğinizi yapacağım ve onu kendi tarafımıza çekmeye çalışacağım. Eminim ki sizin gibi Kutsal bir Efendi’ye hizmet etmekten büyük bir onur duyacaktır fakat ne yazık ki biliyorsunuz aile geçmişi Aydınlıklar’ın yanında. Belki bir istisna olur ve biz de bu durumdan faydalanabiliriz. Ben yine de ne olur ne olmaz diyerek kılık değiştireceğim. O bulanık var ya hani. Anlayınız efendim, ismini söylemek bile beni tiksindiriyor. İşte, onun kılığına girmek zorunda kaldım, efendim. En yakın arkadaşıymış diye duydum. Ben sizi gelişmelerden haberdar edeceğim efendim. Ve işim biter bitmez yanımda Calantha ile sizin huzurunuza geleceğim.’’

Bunları söylerken gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Bu parlama kötü düşünceleriyle birleşen mutluluğunu temsil ediyordu. Şimdi şişenin üzerinde bir dudak belirip konuşmaya başladı:

‘’Diandra .. Sevgili müttefikim.. Eğer bu işi başarırsan sana sonsuz bir şöhret sunacağımdan emin olabilirsin. Düşünsene, Kutsal Ruh’un şöhretinden faydalanacaksın. Ama bunu istemediğini biliyorum. Senin tek amacın bana hizmet etmek ve benim kötü benliğimi kendine aşılamak değil mi?’’

Diandra, gözleri kocaman açılarak dudaklarını belli belirsiz bir şekilde oynattı.

‘’O bulanığın kılığına girmen her ne kadar hoşuma gitmese de buna mecbur olduğunu kabul etmek zorundayım. Eh, bu kutsal görev için 1-2 saatliğine o bütün kehanetlerin üzerinden eksilmeyeceğini umduğum kızın kılığında olmak sana fazla dokunmamalı. Onu ikna etmeye çalış Diandra. Daha sonra cisimlen ve yanıma gel. Sonrasını burada kararlaştırırız.’’

Diandra kırmızı gözün ve dudağın kayboluşunu büyük bir tutkuyla izlerken vaktin daraldığını fark edip hemen şişeyi ağzına dayayıp bir yudum aldı. Anında yüzü buruştu: ‘’Cin çişi gibi!’’

Şişeyi çantasına koyduktan sonra aynasını çıkarıp yüzüne baktı ve kendinden iğrendi. Biraz önceki kötücül ve şeytani bakışlarının yerini beyaz, pürüzsüz bir yüz, gülmeye ve kahkaha atmaya her an hazır dudaklar, ışıldayan bir çift göz almıştı. Homurdanarak önünde durduğu kapıyı 2-3 defa tıklattı. Karşısında Calantha’yı görünce biraz önce aynada gördüğü görüntüyü anında unutmuştu.

‘’Amata!’’

Calantha’nın çığlıklarına ve boynuna umursamazca sarılmalarına katlanmak zorunda kalan Diandra’nın içinden onu itmek ve ‘’Kendine gel!’’ demek geliyordu ama Kutsal Ruh’u ve Kutsal Görev’i düşünüp bu sefer kendi benliğine ve ruhuna yönelerek : ‘’Kendine gel!’’ dedi.

Diandra yani Amata içeri girerek evi çözmeye çalıştı. İyilik güçlerinin böyle kuvvetli bir şekilde bütünlendiği başka bir ev daha görmemişti. Ona göre burası ev değil bir hapishaneden daha beterdi. Adeta kendilerini iyilik yapmaya koşullamışlardı. Kendilerini Azkaban’da hissetmeleri gerekiyor diye düşündü. Bu evin de ruh emicileri herhalde daha iyimser olurdu diyerek sinsi gülümsemesini bastırmaya çalıştı. Arkasından birinin sessizce ona doğru yaklaştığını hissedince cebindeki asasını çıkartıp doğrulttu.

Arkasında gördüğü kadın elleriyle ‘’Sakin ol.’’ demeye çalışıyordu. Bu kadından hiç haz etmemişti. Üstünde çuval gibi duran pembe ve çiçek desenli elbisesiyle Afrika yerlilerine benziyordu. Saçına taktığı büyük melek şeklindeki tokayla zaten Diandra’nın midesinin bulanmasına yol açan bu kadının Calantha’nın büyükannesi olduğunu daha sonradan öğrendi.

Kadın Diandra’ya yaklaşıp kırışık ellerini onun elleriyle buluşturdu. Sıcak, titrek sesiyle:

‘’Hoş geldin Amata. Ne zamandır seni göremiyoruz. İyi ki Noel var, yoksa seni hiç göremeyeceğiz.’’

Diandra içinden düşündü, anlaşılan Noel zamanına denk gelmişti. Daha sonra hafifçe gülümsemeye çalışarak Calantha’yı takip etti ve oturma odası olduğunu düşündüğü büyük bir odaya girdi. Ardından odaya Calantha’nın büyükannesi girdi.

‘’Calantha ben dışarı çıkıyorum. Aydınlık’ın toplantısı var, bensiz olma ama değil mi?’’

Diandra ‘’Aydınlık’’ lafını işittiğinde hemen yüzünü kadının yüzüne döndürdü.

‘’Demek Aydındıktansınız.’’

Calantha şaşırmış gibi gözükerek Diandra’ya döndü: ‘’ Amata, biz hepimiz Aydınlıktanız. Kutsal Ruh dedikleriyle mücadele edebilmek için başka çaremiz mi var zaten?’’

Diandra dudağını iğrenç bir şekilde büzerek cevap vermeye tenezzül bile etmedi. Calantha’yı kendi taraflarına geçirmenin bu kadar zor olduğunu asla tahmin etmemişti. Biraz sonra yaşlı kadın evden çıkınca Diandra hemen harekete geçti ve konuşmaya başladı: ‘’Calantha, bak ne diyeceğim. Bugün bize gel. Biraz vakit geçirmiş oluruz hem.’’

‘’İyi ama hava berbat görünüyor, aslında büyükannemin bile bu havada dışarı çıkmaması gerekirdi ama o bayağı inatçıdır. Hem bu kötülerin ruhunun kol gezdiği havada dışarıda ne işimiz var? Bence sen de eve gitme, bizde kal bugün. Yarın da Çatlak Kazan’a gideriz eğer hava biraz daha güzel olursa.’’

‘’Aman sen de! Sanki iğrenç mug-‘’

Diandra ne söylediğinin farkında bile değildi. Az kalsın ‘’iğrenç mugglelar’’ diyerek pot kıracaktı. Anında kendini toparladı ve konuşmaya başladı:

‘’ İğrenç bir hava gerçekten de. Ama sanki biz muggle’lar gibi yürüyecek miyiz? Cisimleniriz, olur biter.’’

Durumu toparlamaya çalışsa da batırdığını fark etmişti ancak bu durum büyük, siyah, tozla kaplı sandığıyla ilgilenen Calantha’nın hiç dikkatini çekmemişti. Diandra’nın söylediklerine ancak 1-2 dakika sonra arkasını döndüğünde cevap verebilmişti:

‘’Olmaz yine de. Gerçekten, kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Sanki gücüm azalıyormuş gibi geliyor. Ama bu durum Kutsal Ruh zırvalamasının hiç hoşuna gitmezdi herhalde, değil mi?’’

Bunu söyledikten sonra büyük bir kahkaha atan Calantha yine sandığının başına gidip onu silmeye koyuldu. Diandra bu fırsattan yararlanıp onu arkasından gafil avlayarak öldürmek istemişti. Ancak daha sonra şimşek hızıyla az önce Calantha’nın söylediği bir şey geldi aklına. ‘’Sanki gücüm azalıyormuş gibi geliyor.’’

Diandra daha hızlı ve ikna edici olması gerektiğini düşünerek Calantha’nın sildiği sandığın hemen yanında oturdu.

‘’Calantha lütfen! Hem sana göstermem gereken bir şey var. Tatile girmeden önce okul kütüphanesinden aldığım bir kitap. Beğeneceğinden eminim. Buraya getirmek hiç aklıma gelmedi, ama inan bana tam senlik. Konusunu söylemeyeyim de sürpriz olsun, gittiğimizde görürsün.’’

Calantha Amata’nın daha önce hiç böyle ısrarcı ve anlayışsız olduğunu görmemişti. Bu durum her ne kadar kendisini rahatsız etse de onunla gitmeye razı oldu. Odasına çıkıp üstünü değiştirdikten sonra büyükannesine Amatalara gittiğini belirten bir de not yazarak kapının girişindeki portmantoya bıraktı.

Amata bildiği Diandra’nın elini tutarak cisimlendi. Şimdi geldikleri yer Calantha’nın hiç ilgisini çekmemiş, aksine tiksintiyle bakmasına yol açmıştı. Korku dolu gözlerle Diandra’ya baktı. Ancak Diandra yerinde değildi, aceleyle koşturup Kutsal Ruh’un yanına gelmiş ve mutlu haberleri ona iletmişti. Bu durumda Calantha bir şeyler döndüğünü fark ederek kaçmaya çalışmıştı ancak tam o anda sihirli bir el tarafından bütün vücudu kaçmaması için sihirli ve görünmeyen bir ip tarafından bağlanmıştı.

Calantha, gözlerinin yavaş yavaş kapandığını ve huzurlu bir uykuya dalacağını düşünerek kendini soğuk ve karanlık zemine bıraktı.

Calantha’nın bayılışından 2 saat geçmişti. Uyandığında etrafında kimse yoktu ve bu sefer konuşamadığını da fark etti. Yine sihirli bir bant tarafından ağzının da kapatıldığını düşündü. Etrafını izlemeye ve incelemeye koyuldu. Yaklaşık 2 saat önce geldikleri kapı şimdi ardına dek açıktı. Oradan gelen soğuk nefesin güçlü bir yanı vardı ki Calantha’nın bayılmasını sağlayan şey de buydu. Ancak şimdi ona etki etmiyordu. Nefesi aldırmamaya çalışarak etrafını incelemeye devam etti. Oturduğu yerin hemen karşısında büyük ve eski püskü bir dolap vardı. Hemen yanında da içinde iksirlerle dolu tüpler olduğunu düşündüğü bir küçük dolap. Bu küçük dolaptan dışarı gelen parıltılar, Calantha’ya iksir olduğunu düşündürmüştü. Şimdiyse bütün dikkatini kendisinden yaklaşık 5-10 metre ileride duran ve hareketsiz bir şekilde durmayı beceremeyen komodine verdi. Muhtemelen içinde böcürt vardır diye düşünerek gözlerini karanlığa yumarak düşünmeye çalıştı. Artık Amata’nın gerçek Amata olmadığını biliyordu, anlamıştı yani. Ama buraya neden getirilmişti ve sahte Amata aslında kimdi? Ondan ne istiyordu? Belki de Kutsal Ruh’la bir alakası vardır, belki de onun güçlerinden yararlanmak istiyorlardır diye düşünüp gözlerini sıkıca kapatarak ölüm anını bekleyen insanlar gibi karanlığa attı kendini. Karanlık düşüncelerin peşini bırakmadığı bu anlarda arkasındaki kapı tekrar açılarak Calantha’nın bütün dikkatinin dağılmasını sağladı. Kapıdan içeri giren kapkara saçları ve yeşil, soğuk ve kötü bakan gözleriyle bir kadın olmuştu. Bu kadının kim olduğunu biliyordu: Diandra Ameral.

‘’Merhaba küçük. Nasıl, keyfin yerinde mi?’’

Kadın adeta bütün dünyayı yıkacak bir kahkaha atarak Calantha’yla dalga geçiyordu.

‘’Birazdan Kutsal Ruh gelecek ve seninle konuşacak, doğru düzgün düşünmeye ve karar vermeye çalış.’’

Şimdi bunları söylerken daha ciddi bir poz takınmıştı.

Arkasındaki kapı tekrar açılmış ve Calantha ensesinde yine o nefesi hissetmişti. Nefesin sebep olduğu kişiyi karşısında görünce hiç şaşırmamışa benziyordu. Buraya kapatıldığından beri –yaklaşık 2.30 saat- onun Kutsal Ruh tarafından hapsedildiğini tahmin ediyordu ve şimdi karşısında Kutsal olduklarını düşündükleri ve her türlü pisliğini ört bas etmek ve kölelik etmek için efendi dedikleri iğrenç kişiliğe bakıyordu. Diandra kızın yanına gelip ağzını açtı ve belki bir şeyler söylemek ister diye bekledi.

‘’İğrençsin! O muggle’lara nasıl kıyarsın? Ne suçları vardı? Senin dünyanda bile değillerdi, neden yaptın onlara bunu? Tam 1000 muggle’ı katlettin! ‘’

Soğuk, tiz kahkahasıyla kıza acıyan gözlerle baktı.

‘’Bunlar seni neden ilgilendiriyor ki? Bir muggle olmadığın için Tanrı’ya şükretmelisin. Eğer ki muggle olsaydın burada seni öldürmek için sıraya giren bir ton insan olurdu, bunu unutma. Senden istediğimiz şey başka Calantha. Seni öldürmek isteyeceğimizi düşünme. Her ne kadar yarım kan olsan da sana olan belirli bir saygımız var. Salazar Slytherin’in kutsal kanını damarlarında taşıyor olmana rağmen nasıl Gryffindor’a seçiliyor ve nasıl onlara hizmet ediyorsun anlamıyorum. Sen bizden olmalısın, sen Slytherin’in varisi sayılırsın.’’

‘’Ben Slyhterin’in varisi değilim! Belki kendime ait özel güçlerim olabilir, ama bu benim herhangi bir binanın varisi olacağımı gerektirmez! Ne Slytherin’in ne de Gryffindor’un varisi değilim, olmakta istemiyorum! Ben sadece Calantha’yım. Calantha Bellanger!’’

‘’Sakin ol Bellanger. Sinirlerini kontrol etmeyi öğrenmelisin. Bak bana, şu kutsal ruha, şu kutsal yüze bak ve ne kadar güçlüyüm gör.’’

Calantha küçümser bir kahkaha atıp konuşmaya başladı:

‘’Madem bu kadar güçlüsün, o zaman beni neden kullanıyorsun?’’

‘’Gelelim şu konuya.’’

Kutsal Ruh Diandra’ya başıyla çık anlamına gelen bir hareket yaptı. Diandra biraz bozulmuş görünerek kapıyı açıp çıktı.

‘’Calantha Bellanger, ben güçlüyüm, hem de çok güçlüyüm. Sen benden güçlü değilsin, ama gel gelelim ki sen de öyle bir güç var ki Bellanger bütün dünyayı ele geçirmeye yetecek bir güç! Eğer bizden olursan Aydınlık’ı kolaylıkla yenebiliriz, tabii sen olmadan da yeneriz ama senin gücünle benim ve müttefiklerimin gücünün birleştiği an, işte o anda Bellanger ne Aydınlık’ın A’sı ne de iyiliğin i’si kalır bu dünyada. Eğer güçlerimizi birleştirirsek sen de bizden olursan, senin için de her şey daha güzel olur. Sihir Bakanlığı’nı zaten ele geçirmiş bulunmaktayız, bu durumda senin de o aptal Hogwarts’ta okumana gerek kalmaz, seni Sihir Bakanlığı’nda istediğin mecraya yerleştiririz. Geleceğin kolayca ellerinde olur.’’

‘’İstemiyorum, sizden biri olmak istemiyorum!’’

Calantha ve Kutsal Ruh arasındaki konuşma gittikçe uzuyordu, neredeyse 1 saattir Kutsal Ruh Calantha’yı ‘’ikna’’ etmeye çalışıyordu.

Bu sefer Kutsal Ruh bütün sabrını yitirmiş bir şekilde Diandra’yı çağırdı ve bir de onun denemesini istedi. Ama Diandra da başaramadı hatta sinirden Calantha’yı tokatladı.

Kutsal Ruh Diandra’nın ne kadar kana susamış bir müttefik olduğunu görünce onların ikisini yalnız bırakmaya karar vererek oturduğu tahtından indi ve Diandra’nın kulağına bir şeyler fısıldayarak dışarı çıktı. Artık Dİandra’nın yüzünde yine o sabahki kötülük tohumları açmış sinsi bir şekilde gülüyordu. Son kez Diandra’nın yüzüne bakarak sordu:

‘’Son kez soruyorum, bize katılıyor musun?’’

Calantha yine bağırarak ‘’Hayır!’’ deyince Diandra efendisinin isteğini yerine getirerek asasını çıkardı ve Calantha’ya yöneldi:

‘’Bunu sen istedin ahmak! Crucio!’’

Calantha yerde acılar içinde kıvranarak çığlıklar içerisinde ağlıyordu.

Kapıdan dışarı sızan mavi ışığı gördüğündeyse Kutsal Ruh’un yüzündeki şeytani gülümseme hiçbir zaman unutulacak gibi değildi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Beatricia Gallagher
Yönetim
Yönetim
avatar

Mesaj Sayısı : 584
Gerçek İsim : Yağmur
Patronus : Kuğu. Sihirsel Soy : Melez.
Özel Yetenek : Görücü.
En Belirgin Özellik : Ayşinsever
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: Calantha Bellanger.   Cuma Ağus. 19, 2011 8:11 am

Betimleme: 30 / 26
Renk ve Paragraf Düzeni: 10 / 6
Uzunluk: 5 / 3
İmla Düzeni: 10 / 9
Anlatım: 30 / 25
Kurgu: 15 / 14
Puanınız: 80

Godric's Hollow'a hoş geldiniz.




SENİYERİM:
 

SENİDEYERİM:
 

Alİşte:
 

Ühü:
 


OHA RUPERT'İN DOĞUM GÜNÜ HERKES KUTLASIN RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://twitter.com/#!/yagmurayyildiz
 
Calantha Bellanger.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter İşlemleri :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: