AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Harexis S. Black

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Harexis S. Black
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
Muggle'sınız lütfen rütbenizi bir an önce belirleyiniz.
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Sihirsel Soy : safkan
En Belirgin Özellik : depresif
Rpg Puanı :
99 / 10099 / 100
Düello Gücü :
0 / 1000 / 100

MesajKonu: Harexis S. Black   Paz Ağus. 21, 2011 11:28 am

Yüreği hızla çarparken ay ışığının sızdığı camdan uzaklaştı. İki kişilik yatakta tek başına yatmakta olan adamın derin horultuları dışında hiçbir ses duyulmayan odaya göz attı. Bu denli zengin ve kıymetli bir adamın şatafattan bu kadar uzak bir odası olması onu şaşırtsa da tasarımdaki ufak detaylarda gizli ahengi yakalamak zor olmuyordu. Tahtadan olmasına rağmen mükemmel işçilik ve sade desenlerle bezenmiş giriş kapısının hemen yanında krem rengi gece lambasından hafif bir ışık sızıyordu. Odada yatak ve lamba dışındaki tek eşya orta boyutlu, yine tahtadan ve kapının desenleriyle uyumlu bir gardıroptu. Gümüşi gri boyanmış duvarlarda sarmaşık dallarını anımsatan kahverengi bir desen vardı.
Bakışlarını yavaşça horultuları daha da şiddetlenmiş ve rahatsız edici boyuta ulaşmış olan adama çevirdi. Sessiz adımlarla başucuna kadar ilerledi. Bu işi daha önce defalarca kez yapmış olmasına karşın yine de durduramadığı güdüsüne yenik düşerek düşünmeye başladı. Onun çocukluğunu, ailesi onu izlerken yeni biçilmiş çimlerin üzerinde köpeğiyle top oynamasını, okula başladığında hızla atan kalbini ve annesine attığı ne olur gitme diyen bakışlarını… Kendini hedefinden uzaklaştırmaya başladığı anda bu düşüncelere bir son vermeyi öğrenmişti artık. Yardımı dokunsun diye hafifçe kımıldayan orta yaşlı zayıf adama daha derinden baktı. Kurduğu ilaç şirketini, batmak üzereyken önce ilacını imal ettiği hastalığı nasıl halka yayarak onlarca insanı öldürdükten ve yüzlercesini kendine bağımlı hale getirdikten sonra köşeyi döndüğünü… Böyle mışıl mışıl uyumayı hak etmediğini düşündü. Elindeki ağırlığını artık unuttuğu gümüş gri silahının rengiyle hiç uyumlu olmayan siyah susturucu başlığını adamın alnının tam ortasına doğrulttu ve adamın huzur içinde uyuyan yüzüne son bir kez baktıktan sonra sessizliği bozdu.
‘’Huzur içinde yat.’’ Yavaşça gözleri aralanan adam durumu fark ettiğinde tek yapabildiği gözlerini sonuna dek açabilmek ve yalvaran bakışla yüzüne bakmak oldu. Sonrasında duyulan ufak bir silah sesiyle bir ruhun daha huzura kavuşmasını izlemekten başka yapacağı hiçbir şey yoktu.

Koridordan gelen kapı kapanma sesi uşağın uyandığının habercisiydi. Az sonra Bay McMillien’ın durumuna bakmak için iki kapı geçecek ve odaya gelecekti. Tahmini süresi adamın uykulu ve orta yaşlı olduğu da hesaba katılırsa bir dakikaydı. İki büyük adımla yatak ile pencere arasındaki mesafeyi kat ettikten sonra yukarı sürgülü camı kaldırdı ve alt katın çatısına atlamadan önce sessizce camı kapadı. Hala kırk sekiz saniyesi olduğunun farkındaydı. Zaman kaybetmeden çatının karşısında dikilen ceviz ağacına zıplayıp gözüne kestirdiği dala tutundu. Çıkardığı küçük hışırtının fark edilmediğini umarak ağaçtan sessiz ve seri hareketlerle aşağı indi. Yere ortalama bir buçuk metre kala çim zeminin üzerine atlayıp on metre ilerideki ormanlık alana koştu. Biraz sonra ormanlık alandaydı ve artık geri dönüp durumu kontrol edebilirdi. Tam da tahmin ettiği gibi bir dakikanın sonunda oda aydınlandı. Kısa bir süre sonra da pencerede bir siluet belirdi. Işığın arkadan gelmesinden dolayı yüzünü göremediği adamın ani bir hareketle camı açtığını görmüştü. Amatörlerin en çok yaptığı hatalardan biri bu gibi bir durumda korkuya kapılıp kaçmalarıydı. Bunun yerine ağaçların arasında sessizce adamın telefona gidip polise haber vermesini bekledi. Tam da düşündüğü gibi adam döndü ve o odada telefon olmadığı için salona doğru yol almaya başladı. Bu kaçması için tek şansı olabilirdi. Değerlendirip arkasını döndü ve yakınlardaki kanalizasyon girişine doğru koştu. Gelirken de kullandığı bu yol pek konforlu sayılmasa dahi kaçması için en olası yer burasıydı. Şehrin tüm kanalizasyon haritasını kafasına kazıması biraz zamanını almış ve hiç hoş olmayan yanılgılarla taçlandırılmış sonuçlarla kötü durumlara düşmüştü.

Kanalizasyon girişine ulaştığında nefesi alış verişi artmış hırıltılı seslerle daha da derinleşmişti. Yine de dinlenmek için uygun bir yer olmayan yere ortalama beş dakika içerisinde polisler gelecekti. Eğildi, paslanmış, yağmur nedeniyle çamurlaşmış topraklar bezenmiş kanalizasyon kapağını siyah eldivenleriyle tutup sağ tarafına koydu. Girişin yanındaki çalılığın öbür tarafında birikmiş otlara uzanarak birkaç avuç aldı. Bir dedektifin gelmesi durumunda çevreyi kontrol edeceğini düşünerek ve zamanını hesaba katarak uzak olmayan ancak dikkat çekmeyecek bir noktadan rögar kapağını kamufle etmesi en mantıklısıydı. Kapağı, üzerine gelişigüzel serpiştirdiği otları bozmadan tepesinde tutarak delikten aşağı adımını attı. Paslanmış demirlerden oluşan rahatsız merdiven kokunun yanında çok basit kalıyordu. Alışmamış bir insanın midesini kaldırabilecek koku beş dakika sonra burnun alışmasıyla yok olacaktı. Beşinci basamağa geldiğinde kapak yerine oturdu. Artık daha hızlı davranması gerektiğinin farkındaydı. İki basamak daha inerek nemli zemine atladı. Etraf karanlık ve arada bir sesler çıkaran fareler dışında sessizdi. Biraz daha kulak kabartıldığında durgun denebilecek şiddette akan suyun sesi de duyulabiliyordu. Elini kemerine uzatıp el fenerini çıkarmak istediğinde bir anda durdu. Anlayıp içinden bir küfür savurması çok da uzun sürmemişti. El fenerini muhtemelen çatıdan veya ağaçtan atlarken düşürmüş olmalıydı. Lanet olsun… Polislerin gelmesine neredeyse iki dakika vardı ve bu iki dakika içerisinde oradan mümkün olduğunca uzaklaşması gerekiyordu. Dönüp el fenerini alacak vakti yoktu. Bulunması onu ele verebilir ve hayatını söndürebilirdi, öte yandan şimdi dönerse yakalanma ihtimali daha yüksekti ve hayatı yine biterdi. Hayatı üzerine kumar oynamayı sevmese de ıslak zeminde mümkün olduğunca sessiz ve hızlı adımlarla ilerledi.

Kırk beş dakika süren tempolu koşunun ardından nefes alış verişi iyice derinleşmiş olmasına karşın olay alanından neredeyse bir buçuk kilometre uzaklaşmayı başarmıştı. Birkaç adım daha atıp yine paslı ve rahatsız merdivenlerden kendini yukarı çekti. İki yanında kırmızı blok kiremitlerden yapılmış evler bulunan ve çöp dolu bir ara sokağa çıktı. Burayı biliyordu. Denvers St… Karargâhın olduğu yerin hemen yanıydı. Ön kapıdan girmeyi hiçbir zaman sevmediği için belki, ani bir zıplayışla yangın merdivenine tutundu ve kendini yukarı çekti. İkinci kata kadar çıktı ve araları açılmış blok kiremitlerin yardımıyla cama doğru yaklaştı. Kafasını hafifçe uzatıp camdan içeri baktı. Sarı duvar kağıdıyla döşenmiş odada eski moda tüplü bir televizyonun ışığı karşısındaki adamın uyuklayan yüzünü aydınlatıyordu. Kahverengi kapının hemen yanındaki masada dört genç kağıt oynuyorlardı. Fortes amca duvardan duvara yeşil halısına kirli ayakkabısıyla basılmasından hoşlanmadığı için dönüp ön kapıdan girmeyi düşündü. İçeride her şey olması gerektiği gibiydi. Başını çevirdiği anda hafif aralık pencereden sızan zayıf bir ses geldi.
‘’İçeri girebilirsin Harexis. Yorulmuş olmalısın ve ön kapıya dolanmandansa halıya kanalizasyondan gelmiş ayakkabılarınla basmana razı olabileceğim kadar büyük bir iş başardın.’’ Şaşırmamıştı. Fortes uykusunda dahi her şeyi duyabilir ve görebilirdi. Bu yeteneğini yılların verdiği deneyime borçluydu. Ellili yaşlarda olmasına rağmen otuzlarında gösteren adam kemik çerçeveli gözlüklerinin altından bakan mavi gözleri ve ince dudaklarıyla oldukça karizmatik görünüyordu. Döndü ve elini camın altındaki ufak boşluğa yerleştirip yavaşça camı kaldırdı. Önce kafasını sonra da vücudunu içeri sokmasının ardından tek yapması gereken içeri atlamak olmuştu. Üzerini silkeleyip camı yine aralık kalacak şekilde aşağı indirdi. Yaptıklarının kısa bir özetini Fortes’e anlattı. Kaybolan feneri dışında her şeyi…



________________________________________________________

kurgunun HP ile ilgili olmasının gerekliliğinden bahseden herhangi bir metin bulamadığımdan dolayı farklı bir kurguyla geldim. Umarım sorun değildir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Beatricia Gallagher
Yönetim
Yönetim
avatar

Mesaj Sayısı : 584
Gerçek İsim : Yağmur
Patronus : Kuğu. Sihirsel Soy : Melez.
Özel Yetenek : Görücü.
En Belirgin Özellik : Ayşinsever
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: Harexis S. Black   Paz Ağus. 21, 2011 3:51 pm

Betimleme: 26/30
Renk ve Paragraf Düzeni: 8/10
Uzunluk: 5/5
İmla Düzeni: 10/10
Anlatım: 27/30
Kurgu: 14/15
Toplam: 90

Kurgunuz alışık olduğumun dışındaydı açıkçası. Yine de kısa sürede benimsememi sağlayabilecek bir anlatıma sahipsiniz. Yazım, imla hatasına rastlayamadım. Açıkçası yazı boyutunu biraz daha küçültseydiniz görünümü çok daha hoş kılardınız. Onun haricinde bir soruna rastlamadım. İyi rol oyunları dilerim.




SENİYERİM:
 

SENİDEYERİM:
 

Alİşte:
 

Ühü:
 


OHA RUPERT'İN DOĞUM GÜNÜ HERKES KUTLASIN RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT RUPERT HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM HER ŞEYİM.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://twitter.com/#!/yagmurayyildiz
 
Harexis S. Black
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter İşlemleri :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: