AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Balo Gecesi[nin Anısına]

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
J. Christopher Newell
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 1671
Gerçek İsim : iq T
Patronus : Smilodon Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Cesaret
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
100 / 100100 / 100

MesajKonu: Balo Gecesi[nin Anısına]   C.tesi Eyl. 17, 2011 3:48 pm


    Günümü geçirmek için -ve kaçarken iyi bir yer olur diye düşündüğümden- buraya gelmiştim. Paris güzel bir yer ve bu oteli seviyorum, uyumayı da...


Uzun paçalı ceket, aynı koyu gri renkte bir pantalon, rugan ayakkabılar, koyu mor gömlek, kravat ve ağaç kabuğu renginde, kadife iç yelek. Güzel.

Klasik hogwarts balosu için hazır olduğunu düşündüğünden şimdiye sadece bir cisimlenme kadar süre geçmesine rağmen verdiği kararın saçmalığından yakınıyordu; Hogwarts Balosu'nun yapılacağı salona giden giriş salonunda, telaşlıca, yürürken. James, bu tür balolara -hayatındaki tek balo eyelencesinin sadece Bakanlık ve Hogwarts'ta olanların olmasına rağmen- epey bir zamandır katılmıyordu. Üstelik bu kadar çok insanı bir arada görmeyeli tam dört yıl olmuştu. Uzun bir zaman; baloda neler yapılması gerektiğini unutabilecek kadar uzun.

Tedirgin, her an geri dönmek için can atan ayaklarını Balo kapısına doğru zoraki yürütürkenki çabası, hastalığı süresince hayaller görmeyi engellemek için zorladığı zihninden daha fazlaydı. Öyle ki bu çabayı gösterebildiğinde gerçek bir zihinbend olabileceğine inanıyordu; kardeşi Tom'un olduğu gibi. Hastalığı birçok şey almıştı ondan. Ama bir çok şeyi de gümüş bir kasede vermeyi iyi bilmişti. Hayat.

Balonun yapılacağı devasa kapıya ulaştığında kendine çeki düzen verdi. Düşüncelerini az sonra yoğunlaşması gerektiği kişi için hazır tutmalıydı. Çatlak Kazan'daki geceden sonra pek geçmemesine rağmen oldukça heyecanlıydı. Diana'dan broş konusunda daha fazla bilgi almalıydı. Eva konusunda da.

Salonun ihtişamını tamamıyla farkedene dek sinirleri oldukça gergindi. Lakin bu ihtişamlı süslemelerin olduğu güzel salon, James'i yatıştırmayı iyi bilmişti. Hayatınızın büyü bir bölümünü bu tür güzelliklerle geçirdikten sonra ani bir hastalığın sizi sarması ile her güzelliğe küsmeniz olasıdır ki bu olasılığın sonucunda hastalıktan kurtulmak ve kaçırdığınız gerçek hayatınızın size nasıl yabancılaştığını farketmek vardır.

Çevresini şöyle bir gözledikten sonra masaların öğrenciler ve yetişkinler için ayrıldığını farkettiğinde az kalsın bir öğrenci masasına oturuyordu. Masadaki kız öğrencilerin karşılıklı kıkırdamaları bir hanımefendi dayanışmasıydı elbet. Başka ne şekilde birbirlerine sokulup kikirderler ki?

İlk masaya oturma isteği ikinci masaya oturma isteğinden daha sahte bir haldeydi. Geçekciliği benimsediğinden ve sezilerine de güvendiğinden, belki de sadece kendi hislerini rahatlatmak içindir, ikinci masaya oturmayı uygun gördü. Diana'nın erken gelmesini umuyordu. Konuşulacak fazla konu vardı. Esrarengiz konular. Öyle ki bu esrarengiz havanın varlığı bütünüyle aynı havaya bürünmüş halde görünen cadının gelmesiyle kanıtlanmış gibiydi. Ayağı kalktı ve karşısındaki güzel cadının uzattığı eline bir buse kondurdu.

"Namaste, Diana"

    Rüyasına karanlık bir perde indi, silik silüetler ve boğuk seslerden başka bir şey yoktu.

"Ah! iyiyim, evet. Çok daha iyi. Aslına bakarsan heyecanlıyım." Ciddi olması gerektiğini bildiğinden çocukca duygularını kontrol altına almayı düşünse de bunu yaparkenki beceriksizliği onu çok daha çocukça yapıyordu.

"Ciddi olacağım. Buraya neden geldiğim, bu smokini neden giydiğimi elbet biliyorsundur; en azından bir tahminin vardır." İmalı bakışlarına kaşlarınında eşlik etmesi olayı daha da belirginleştiriyordu; az önceki çocuk davranışların devamı olarak tabiki.

"Eva! Onun hakkında bilmem gerekenler var ve bu benim için çok önemli" James konuştukça gerginliğinin azaldığını hissediyor, sonrası için neler olacağını düşünmüyordu. Onun bu gece tek bir an olacaktı. Tek bir uzun an.

"Anlatmanı istiyorum, ciddiyim." Diana'nın şaşıran yüzüne istinaden duygularını kelimelerle belli etmeye başlamıştı artık. O kadar hızlı bir giriş yapmıştı ki cadının haklı olduğu kuşkusuz gerçekti lakin James'in duygularının açıklanması gerektiği gerçeğinden fazla değil...

"Diana, yalvarırım bana bildiğin her şeyi anlat. Aptalca; 'emanet edilen sır' düşüncesine kapılıp beni yakma. Ben bu şekilde olmasını istememiştim ama görüyorsun ki Eva, benden, kocasından, bile bir şeyler saklayabilecek kadar ileri gitmiş durumda. Anlatacakların benim için çok önemli. O, hortkuluk, içinde olduğumuz durumu yeterince açıklamıyor mu? Eva'nın sırlarını bilmek istiyorum. Hepsini!" İmalı bakışları yetişkin ciddiyetine büründüğünde her şey yoluna girmişti artık. Diana anlatacaktı, bunu tüm kalbiyle hissediyordu; bir zamanlar yeri Eva'nın olan, boş, kalbiyle.

    Boğuk seslerin ve donuk slüetlerin bir ikincisi daha belirdi. Ancak kadının söyledikleri fazla önemliydi, bunu biliyordu. Tam görmese ve tam duymasa bile...

Diana'nın rahatsız tavrının yerini telaşa bırakması oldukça sevindiriciydi aslında; James için. Bu esrarengiz konu üzerine etraflıca düşünecek bir kaç ay geçirmişti. Öğrenmesi gerektiklerinin sadece Eva'nın ne kadar kusursuz olduğunu bilmeseinden daha fazası olduğunu anlamıştı. Olay karanlık büyünün tüm duyusuzluğuyla örtülüyordu artık. Zaman geçtikçe de bu duyusuzluğu kendinde hissetmeye başlıyordu; Eva'ya karşı...

'Diana, sadece sen kandırılmadın. Ben onunla yıllarca evli kaldım ve hiç bir şey açıklamadı. Seninle tanışmamız dahi çok zor olmuştu hatırlıyorsan... Bunun benim için ne zor olduğunu anlamalısın. Onu sevmiştim! Beni sevdiğine de inanmıştım. Yanılmışım.'

Göz yaşları artık bu gri ilişkinin belirsizliğini beyaza boyamıyordu. Artık o belirsizliğin rengi tamamiyle nefretle bezenmiş karanlıktı. Deri bir çantada saklanan iffet kadar tiksindirici. Çantanın yapıldığı canlı kadar soğuk. Ölüm kadar hissiz.

'Üzgünüm. Beni öyle görmeni istemezdim ama sevdiğim kadın tarafından öyle çok bozguna uğradım ki bu beni yıpratıyor. Haksız olduğumu düşünmek istiyorum ama her bu çabamda gözümün önüne hortkuluk geliyor. Yok edeliceği günü sabırsızlıkla bekliyorum; Eva'ya ait olmadığı anlaşılır umuduyla...

Bana yardım et. Başka mevzular olmalı. Eva sana başka şeyler söylemiş olmalı. En yakını sendin ve sığınacağı tek kişi de öyle. Ne bileyim bir 'emanet' kollayıcısı olarak görmüştür. Tanışmamızın geç olması her ne kadar onun gereksiz ısrarları sebebiyle olduysa da senden iyi söz ederdi. Seni sevdiğine eminim; beni sevdiğine ne kadar eminsem o kadar işte. Fazlası değil.'

Bir an hiçin hüsrana uğradığını hissediyordu James, Diana'nın mimiksiz yüzüne baktığında. Ondan çok şey bekliyordu. Bilmesi olanaksız olabileceği şelerin cevabını, yerini bilmesini bekliyordu. Bu olanaksız olabilirdi. İlk hortkuluk hakkında bilgisi olmadığı gibi Eva hakkında söylediklerinden başka bildiği de olmayabilirdi. Lakin, bu karmaşık olay ve Eva hakkında gerekli bilgiye sahip olarak gördüğü, yaslanabileceği tek ağaç , uçurumun kenarındayken tutabileceği tek ip Diana'ydı; kardeşinden de fazla. Şimdilik.


[/\] [|] [O]
::
 
::
 





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Balo Gecesi[nin Anısına]
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Dünya Şehirleri :: Paris :: Le Petru Hôtel-
Buraya geçin: